23 Eylül 2012 Pazar

KEDİ DİLLİ ÇİT PASTA



MALZEMELER

2 paket kedi dili
1 adet hazır kek tabanı (evde de hazırlanabilir)
2 paket vanilyalı puding
1 litre süt
Hindistan cevizi
Üzerini süslemek için bir miktar meyve

HAZIRLANIŞI

Öncelikle bir tencerenin içine 3,5 su bardağı süt ve pudingi koyun ve pudingi pişirin. Pudingi ılıması için bir kenarda bekletin.
Çukur bir kek kalıbının tabanına kenarları bir parmak boş kalacak şekilde hazır keki yerleştirin.
Kedi dilinin uç kısımlarını aynı uzunlukta olacak şekilde bir miktar ucundan bıçakla kesin. Maksat ayakta dik durmalarını sağlamak. Çukur bir kabın içine geri kalan soğuk sütü koyun. Kestiğiniz kedi dili parçalarını nemlenmesi için süte batırıp çıkarın. Çukur bir kek kalıbının içine kedi dili parçalarının kesilen kısımları tabanda; nemli kısımları içerde olacak şekilde dizin.
Ardından ilk krema katmanı döküp eşit şekilde yayın.
Üzerine kestiğiniz artık kedi dili parçalarını döşeyin. Onun üzerine tekrar kek kalıbını yerleştirin.
Son katmana kremayı döşeyin. 
Kremanın üzerine meyve parçalarını yerleştirin.
En üst katmanı Hindistan cevizi ile süsleyin. Üzerini süslemek için elinizde başka malzemeler varsa onları da kullanabilirsiniz. Hatta farklı krema çeşitleri de kullanabilirsiniz.
Ben dar bir vakitte hazırladığım için kolayıma geldiği gibi hazırladım. Bol vakitte ve özenle çok daha farklı güzellikler ortaya çıkacaktır.
Bu tamamen size kalmış bir durum.
Benim gerçekten vaktim yoktu, üstelik bir doğum gününe davetliydim ve hediye de almamıştım.
Apar topar evde ne varsa elime ne geçtiyse hazırlayıp hediye olarak sunmuştum J
Afiyetle ve lezzetle yendi, ben amacıma ulaşmıştım gerisi mühim değil…
Siz de kendi yorumunuzu katarak çok daha güzelini yapabilir, etrafınızdaki insanlara güzel bir hediye olarak sunabilirsiniz. Afiyet olsun.


20 Eylül 2012 Perşembe

ORMAN MEYVELİ TART



MALZEMELER

Hıımm tarife nereden başlasam bilemedim. Bu tartı sık sık görüştüğümüz arkadaşım Hanife’de tatmıştım ilk kez. Normalde aç olmadığım halde iki dilim yemiştim, üstelik Hanife’m sağ olsun eve de paket yapmıştı çok beğendim diye J Bunları yazarken kendimden korktum sanki biraz. Ama hamilelikte normal bunlar diyerek kendimi aklıyorum bu olaydan J
Ben çok beğenince tarifini de istedim arkadaşımdan. Tarifi biraz zahmetli gibi görünüyor; fakat aldatıcı olmasın uygulamada çok pratik bir tarif…
Birkaç aşamadan oluşan tarifimize başlayalım. Ben tatlı krizine yenik düşerek akşamın geç bir vakti yaptığım için hazır tart tabanı kullandım. Tabiki en güzeli evde hazırlamak; ama pratik olsun ve bir an önce yiyelim diye ben hazır tart kullandım.


ÇİKOLATALI MUS İÇİN MALZEMELER

180 gr küçük parçalara bölünmüş bitter küvertür çikolata
55 gr ( 4 yemek kaşığı ) tereyağ
1 yumurta sarısı
250 ml soğuk krema
¼  su bardağı süt

 HAZIRLANIŞI
Mus tarifinin detayları için aşağıdaki linki tıklayın. Sevgili blog yazarı Behiye hanımın tarifidir. Denenmiştir ve tadan herkes tarafından çok beğenilmiştir.
Tarif paylaşımı için Behiye hanıma teşekkürlerimi sunuyorum.

http://cakeinlife.blogspot.de/2011/02/cikolatal-mus-mousse.html
 Mus hazırlandıktan sonra ılımasını bekleyin. Yeterince ılıdıktan sonra tart kalıbının üzerine yarısını dökün ve her tarafına sıvayın. Arta kalan mus u daha buzlukta saklayıp daha sonra tekrar kullanabilirsiniz. 
Ben tartın üzerini süslemek için donmuş meyveler kullandım. Meyve olarak karışık orman meyvelerini kullandım. Çikolatanın tatlı haliyle orman meyvelerinin ekşimsi-mayhoşumsu halleri karışınca ortaya dayanılmaz bir lezzet şöleni çıkıyor. Tarife devam edelimJ


Bunları hazırlamak için bir tavaya ihtiyacımız olacak. Donmuş meyveleri bir tavanın içine dilediğiniz miktarda dökün. Kısık ateşte bir iki taşım kaynatın. Kaynadıktan sonra bir kenarda ılımasını bekleyin. Ilıdıktan sonra başka bir yerde beklettiğimiz çikolata muslu tartımızın üzerine erimiş meyvelerimizi yerleştirelim. Bir müddet buzdolabında bekletip dilimleyerek servise sunun. Yanında kahveyle çok güzel gidiyor  J  Afiyet olsun.
.

17 Eylül 2012 Pazartesi

HİNDİ KAVURMA



MALZEMELER
500 gr hindi eti
1 adet taze yeşil biber
1 adet taze kırmızı biber
1 çay kaşığı reyhan
Tuz, karabiber, kırmızı biber
Zeytinyağı


HAZIRLANIŞI
Etleri kuşbaşı doğrayın. Ardından kırmızı biberleri uzun ince şeritler yeşil biberleri de halkalar halinde doğrayın. Malzemelerin hepsini bir kaba alın ve baharatlarını ve yağını ilave edin. Kabın üzerini kapatın ve buzdolabında bir saat bekletin.
Bir saatlik sürenin bitiminde bütün malzemeyi bir tavaya boşaltın. Orta ateşte ara ara karıştırarak pişirin. Yemeğiniz hazır, dilediğiniz şekilde servise sunabilirsiniz. Afiyet olsun.

13 Eylül 2012 Perşembe

EV YAPIMI KUMPİR




MALZEMELER

1 kilo patates
1 yemek kaşığı tereyağı
1 su bardağı haşlanmış mısır
1 su bardağı haşlanmış bezelye
1-2 adet haşlanmış sosis
( sosisleri küçük küçük doğrayın )
8-9 adet çekirdeksiz zeytin
1 su bardağı doğranmış mantar
1 adet küçük boy haşlanmış havuç
( havuçları küçük küçük doğrayın )
Bir miktar tuz, karabiber
Üzerini süslemek için rendelenmiş kaşar peyniri




HAZIRLANIŞI

Patatesleri haşlayıp kabuklarını soyun. Soğutmadan hemen fırın tepsisinin içine alın ve tereyağını ekleyerek iyice ezin. Tuzunu, karabiberini ekleyin. İyice karıştırın ve tepsiye yayın.
Diğer malzemeleri üst üste güzelce yerleştirin. En üst katına rendelenmiş kaşar peynirini serpiştirin. Kaşar peynirleri eriyene dek fırında pişirin.
Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra sıcak olarak servise sunun. Afiyet olsun.

12 Eylül 2012 Çarşamba

KUZU GERDAN HAŞLAMA




MALZEMELER

Kişi sayısı kadar kuzu gerdan
3 orta boy patates
2 orta boy havuç
2 büyük boy soğan
Bir tutam kekik
Karabiber, tuz, kırmızı pul biber
2 adet defne yaprağı
Limon ya da nar ekşisi


HAZIRLANIŞI

Kuzu gerdanları tek başına 5-10 dakika önden haşlayın. O esnada patatesleri ve havuçları küp küp doğrayın. Soğanları uzunlamasına ortadan ikiye kesip uzun ince şekilde doğrayın. Hepsini düdüklü tencereye koyun. Diğer malzemelerin üzerini kapatacak kadar su ekleyin. Defne yaprağı ve tuzunu ilave ettikten sonra tencerenin ağzını kapatın. Düdüklü tencere kaynamaya başladıktan sonra 15 dakika  kısık ateşte pişirmeye devam edin. Bu sürenin ardından tencerenin içindeki buhar bittikten sonra tencerenin kapağını açın.
Arzunuza göre servis esnasında diğer baharatları ekleyin. Kış mevsiminin vazgeçilmezlerinden olan kuzu gerdan haşlama servise hazır. Şifa niyetine. Afiyet olsun.




26 Ağustos 2012 Pazar

Hoş geldin :)


Kaç aydır blogumla ilgilenemiyorum. En son yaptığım yayından bu yana epey bir vakit geçmiş. Bu zaman zarfında hayatımda çok köklü değişiklikler oldu. Yeni yerler, yeni tatlar, yeni insanlar... Bütün bu yeniliklerin içinde güzelliklerin yanı sıra bazı tatsız olaylar da yaşanmadı değil. Hayatın tüm renklerini yaşadık çok şükür, sadece siyah-beyaza takılmadan…
Öncelikle neden bu kadar ara verdim yayın yapmaya onu belirteyim. Şuan 35 haftalık hamileyim. Ve hamileliğimin ilk dört ayı benim için çok zor ve ağır geçti. Bulantılar, halsizlik, iştahsızlık… Gün 24 saatken ben 18-19 saat uyku halindeydimJ
Mutfağa giremedim. Yemek yapmaktan çok büyük zevk alan ben kendi mutfağımdan tiksindim. Kendi evimde yaptığım yemeklerden yiyemedim. Zaten zorla beslendim; sadece vücudun ihtiyacı olan gıdalardan almaya gayret ettim. Dışarıda ya da misafirlikte gayet güzel yemeğimi yiyebiliyordum ilginç bir şekilde…
Neyse ki bu zor günler Nisan-Mayıs ayında yaptığımız Türkiye tatilinde kendiliğinden ortadan kalktı. Taze meyveler, sebzeler, köy ürünleri ister istemez insanın iştahını kabarttı. Tabi ki gittiğimiz yerlerdeki kalabalığın da iştah üzerindeki arttırıcı etkisini yok sayamayız. Kalabalık sofralarda hep doyduğumu bilmeksizin yemişimdir. Tokluk hissim kayboluveriyor böyle sofralarda…
Berlin’de bu kış çok çetin geçmişti bana göre. Çünkü uykucu şirine bağlamıştım. Ve evden dışarı çıkamamıştım neredeyse bütün kış. Türkiye’ye en güzel zamanda ilkbaharda gitmiştik. Fırsat bu fırsat diyerek dağ bayır çayır demeden gezdik. Nerelere mi gittik. Ben Adanalıyım, dolayısıyla ilk durağım Adana oldu. İstanbul zaten Allah’ın emri… Kahramanmaraş ve yaylaları-köyleri… Ankara, Beypazarı, Şile, Ağva ,Gaziantep…


Fırsat bulabilirsem gezdiğimiz yerler hakkında da yazmak isterim daha sonra. Bu aralar doğumun yaklaşmasıyla doktor kontrolleri arttı. Hazırlıklar tamamlanma yolunda ilerliyor. Bebek arabası, yatağı, giysileri… derken alışverişler devam ediyor. Eksiklikler muhakkak ki olacaktır. Hastaneleri gezdik, ve beğendiğimiz birine kaydımızı yaptırdık. Ha kayıt yaptırmak şart mı derseniz değil tabi ki; fakat insanın önceden gidip doktoruyla hemşiresiyle konuşması, doğum yapılan ortamı ve süreci görmesi açısından insanı rahatlatan kaygıyı azaltan önemli bir unsuru teşkil ediyor bu süreç.
Şimdilik her şey yolunda gidiyor. Zaman çok çabuk geçti benim için özellikle 5.aydan itibaren. Oğlumuz çok hareketli. 5. Aydan itibaren hareketlerini hissetmeye başladım. Daha da hareketlenerek bu günlere geldik çok şükür. Öyle ki geceleri tekmeleriyle uyanıyorum. Sanırım annesine antreman yaptırıyor paşamJ Doğumdan sonra geceleri uyanmakta zorlanmayayım diye.
Fırsat buldukça yayın yapmaya devam edeceğim; fakat doğum hazırlıkları devam ederken bu pek mümkün görünmüyor. Zaten oğlum da sağ olsun pek fazla oturmama müsaade etmiyor. Hep ayakta olmamı ya da hareket etmemi istiyor diğer türlü çok tekmeliyor J Hareket insanı olacak belli ki; gerçi hiç de belli olmaz bu işler… Her şeyin hayırlısını diliyorum.
Görüşmek üzereJ

30 Mart 2012 Cuma

ELMALI KEK


MALZEMELER
100 gr margarin
Yarım su bardağı şeker
1 su bardağı un
2 yumurta
1 çay kaşığı kabartma tozu
2 çay kaşığı tarçın
2 orta boy elma


HAZIRLANIŞI
Margarini oda sıcaklığında eritip mikserle çırpın. Önce şekeri ekleyip iyice çırpın, ardından yumurtayı ekleyip çırpın. Unu eleyerek margarinin üzerine ilave edin. Daha sonra kabartma tozunu ekleyip çırpın. Bir elmayı soyup küçük parçalar halinde rendeleyip karışıma ekleyin.
Ardından tarçını ekleyin. Diğer elmayı küçük parçalara bölüp karışıma ekleyip karıştırın. Sonra kek kalıbına alın ve üzerini düzeltin. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişirin. Turbo ayarlı fırında 160 derecede pişirebilirsiniz.

Not: Öncelikle birkaç uyarıda bulunmak istiyorum. Şekilden de anlayacağınız gibi ben muffin kalıbı kullandım. Normal kek kalıbında bu tarifi denemedim. Tarifte kabartma tozu az miktarda kullanıldığı için, kek fazla kabarmamaktadır. Bunu göz önünde bulundurmanızı öneririm. Hepinize afiyet olsun.



22 Mart 2012 Perşembe

ERİŞTELİ YEŞİL MERCİMEK



MALZEMELER

1 su bardağı yeşil mercimek
½ veya 1 su bardağı erişte
1 adet kuru soğan
1-2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı zeytinyağ (ya da herhangi bir sıvıyağ)
1 çorba kaşığı tereyağ
2 su bardağı tavuk su ya da 1 adet bulyon (2 su bardağı kaynar suda eritilmiş)
2-3 bardak kaynar su
Kuru nane, pul biber, tuz, karabiber

HAZIRLANIŞI

Mercimeği bir gün önceden suya ıslatın. Ertesi gün dişe gelecek kıvamda haşlayıp (15-20 dakika) suyunu süzün. Bir tencereye küp küp doğradığınız soğanı ve erişteleri koyup üzerine zeytinyağını ilave ederek soteleyin. Ardından salçayı ekleyip karıştırın. Üzerine haşladığınız mercimeği ilave edin. Tavuk suyunu ya da hazırladığınız bulyonlu suyu ve tereyağını ilave edin. Karıştırın. Yemeğin kıvamını istediğiniz şekilde ayarlayabilirsiniz. Az su eklerseniz susuz bir yemek elde etmiş olursunuz, çok su ekleyerek çorba kıvamı elde edebilirsiniz. Pişmeye yakın tuzunu ve baharatını ilave edin. 20-25 dakikada yemeğiniz hazır olacaktır. Afiyet olsun. 

13 Şubat 2012 Pazartesi

DOMATESLİ PİRİNÇ PİLAVI


MALZEMELER

2 su bardağı pirinç
4 adet büyük domates
1 litre su
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kuru kekik
1 çay kaşığı karabiber
120 gr tereyağı ya da margarin


HAZIRLANIŞI

Domatesli pirinç pilavı çocukluğumun en güzel tatlarından biriydi. Ve senelerdir yemedim desem yeridir. Önceleri babaannem rahmetli yapardı hep. Onun yokluğundan sonra en büyük halam arada sırada yapar oldu. Sonra aramıza mesafeler girdi. Üniversiteydi, evlilikti derken şimdi aramızdaki mesafe kat edilemez bir hal aldı. Nereden estiyse aklıma birden domatesli pirinç pilavı düştü. Değişik duygulara büründüm. Neyse ben duygularımı bir kenara atıp tarifime geçeyim en iyisi…
Domateslerin kabuklarını soyun. Yarısını rendeleyip ayrı bir kaba koyun. Diğer yarısını kuşbaşı doğrayın onu da ayrı bir kaba koyun.
Bir tencerenin içine tereyağını koyun ve eritin. Tereyağı eridikten sonra içine yıkanmış pirinci ekleyin. Pirincin üzerine tuzunu atın ve bir iki dakika kavurun. Ardından doğranmış domatesleri ilave edin bir iki dakika kavurduktan sonra rendelenmiş domatesleri de ekleyin. Güzelce karıştırın ve iki üç dakika kavurun.  Pirincinizin karakterine göre su miktarını en iyi siz bilirsiniz. Bu nedenle su için ölçü vermiyorum. Hemen ardından kaynamış suyu ekleyin. Baharatlarını da ekleyip karıştırın. Pilavın suyu kaynadıktan sonra kısık ateşte pişirmeye devam edin. Servis yapmadan önce 10-15 dakika dinlenmesini bekleyin. Sıcak olarak servis yapın afiyet olsun.

9 Şubat 2012 Perşembe

MOZAİK PASTA


MALZEMELER
3 paket petibör bisküvi
125 gr margarin
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilya
1 paket kakao
1 su bardağı soğuk süt
1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
Streç film
Hindistan cevizi


HAZIRLANIŞI
Margarini eritin ve ılımasını bekleyin.Çukur bir kabın içine bisküvi hariç bütün malzemeleri ekleyip karıştırın. En son bisküvileri ufalayarak ekleyin. Harcın tamamını streç filme  döküp rulo (merdane gibi) şeklinde sıkıca sarın. Rulonun kalınlığı bir çay tabağından daha küçük olsun.Sonra bir tepsiye alıp buzdolabında bir gün bekletin. İnce ince dilimleyerek servise sunun.
Ben rulo yapmadan bir tepsinin içine döktüm bütün malzemeleri. Üzerini spatula ile iyice düzelttim. Bir gün buz dolabında beklettim. Ertesi gün kurabiye kalıplarından yuvarlak olanla şekil verdim.Üzerini Hindistan cevizi ile süsleyerek servise sundum.
Her iki türlü de aynı şekli elde etmek mümkün. Tercih size kalmış. Afiyet olsun.

7 Şubat 2012 Salı

TAHİNLİ KURABİYE





MALZEMELER
1 su bardağı tahin
1 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı sıvı yağ
1 yumurtanın beyazı
Üzerini süslemek için ceviz ya da susam


HAZIRLANIŞI
Derin bir kabın içine bütün malzemeleri koyun. Elinizle iyice karıştırın. İçine kulak memesi kıvamına gelene kadar un ilave edin. İstenilen kıvama gelince avucunuzda yuvarlayarak şekil verin. Tepsinin içine fırın kağıdı koyun. Şekil verdiğiniz kurabiyeleri tepsiye dizin. Üzerlerine bir fırça ile yumurtanın beyazını nazikçe sürün. Bir iki kez fırçayla sürmeniz yeterli olacaktır. Ben biraz fazla sürdüğüm için kurabiyelerin üzerileri tam olarak çatlamadı :( Son olarak susam ya da cevizle süsleyin.
Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında üzerileri pembeleşene kadar pişirin. Kurabiyeler piştikten sonra tepside soğutun. Soğuma işlemi tamamlandıktan sonra servise alın. Afiyet olsun.





1 Şubat 2012 Çarşamba

ŞIHILMAHŞİ




 MALZEMELER

500 gr kıyma
1 kaşık tereyağı
1,5 su bardağı haşlanmış nohut
1 kg dolmalık kabak
1 adet büyük boy kuru soğan
1 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kimyon


HAZIRLANIŞI

Bu yemeği ilk kez İstanbul’da bir davette yemiştim. Çok beğenip hemen not almıştım. Antakya’nın mı yoksa Kilis’in mi yemeği tam olarak bilmiyorum. Her iki yöre de birbirine çok yakın. Sonuç olarak aynı bölgenin aynı coğrafyanın yemeği. Bilmeyenler mutlaka bu lezzeti tatsınlar, bambaşka bir tatla karşılaşacaksınız.
Kıymayı bir tencereye alın ve kendi yağında kavurun. Kıymalar suyunu bıraktıktan sonra küçük küçük doğranmış soğanları ekleyin. Soğanları da güzelce kavurun. Ardından tereyağını ilave edin. Haşlanmış nohutların kabuklarını ayıklayıp ortadan ikiye bölün. Ve tencerenin içine ilave edin. Baharatlarını da ekleyip karıştırın. 5-6 dakika kavurduktan sonra ılıması için bir kenarda bekletin.




Kabakları güzelce yıkayıp dolma oyacağı ile oyun. Kabaklarınızın boyu uzunsa yaklaşık bir parmak uzunluğunda kesin. Üst kısımlarını dolma oyacağının kenarıyla ya da çatalla hafifçe süsleyerek çizikler atın. Kabakları güzelce kurulayın ve bir tavada bol yağda güzelce her tarafını kızartın.
Bütün malzemeler ılıdıktan sonra kabakların içini, iç malzeme ile dikkatli bir şekilde elinizle doldurun. Doldurduğunuz kabakları tencereye dizin. Doldurma işlemi bittikten sonra bir kase suyun içine salçayı koyup iyice karıştırın. Hazırladığınız salçalı suyu tenceredeki kabakların üzerine dökün. Yarım saat kısık ateşte pişirin. Piştikten sonra üzerine sarımsaklı ya da sade yoğurtla ve salçalı suyu ile servis yapın. 
Afiyet olsun.








30 Ocak 2012 Pazartesi

PONPON PASTALAR




MALZEMELER

1 adet hazır kek kalıbı
500 gr süzme yoğurt
1 paket vanilya
3 yemek kaşığı Hindistan cevizi
1 çay bardağı süt
1 avuç kadar frambuaz (başka meyveler de tercih edilebilir )
1 çay bardağı pudra şekeri
2 yemek kaşığı beyaz çikolata rendesi

SÜSLEMEK İÇİN

Hindistan cevizi
Şekerlemeler
Çikolata parçacıkları


HAZIRLANIŞI
Hazır kekleri küçük yuvarlaklar elde edecek şekilde kesin. Herhangi bir bardağın ağız kısmıyla ya da kurabiye şekillendirici ile kesebilirsiniz. Kesilen minik parçaların üzerini bir fırça ile fazla yıpratmadan sütle ıslatın. Çok fazla ıslatmamaya dikkat edin. Artan kek parçalarını rondoda  un haline getirin.
Çukur bir kabın içine geri kalan bütün malzemeleri koyup güzelce karıştırın. Sert bir krema elde edeceksiniz. Eğer yeterince sert bir krema elde edemezseniz içine birkaç adet un haline getirilmiş bisküvi ilave edebilirsiniz.
Süslemek istediğiniz malzemeleri ayrı çukur kaplara koyun.
Hazırladığınız kremadan göz kararı alarak kek parçalarının üzerine ekleyin. Bombeli bir şekil elde etmeye çalışın.Ve çukur kapların içine ters çevirerek dairesel hareketler yapın. Bu şekilde kremalı kekin üzeri süsleme malzemeleri ile kaplanmış olacak. Ardından gerekli düzenlemeleri yaparak pastalara son şeklini verin. Hazırladığınız bu minik pastaları buzdolabında 5-6 saat bekletin. Daha sonra servise sunun. Afiyet olsun.


24 Ocak 2012 Salı

KREMALI SOMON FİLETO



Bu aralar üzerime tembellik tozları sinmiş durumda. Bir sürü yemek tarifi birikmiş hepsi yayımlanmayı bekliyor. Bir yerden başlamak lazım diye söylendim durdum kendime. Ve en keyifli yemekten başlamaya karar verdim.
Geçen hafta Çarşamba akşamı için teyzemle sözleştik. Beni yemeğe davet etti. Ben de akşam üzeri yeğenimi kreşten almaya gittim, güle oynaya teyzeme gittik. Eve girer girmez nefis kokularla karşılandım. Sordum bu lezzetli kokan şey nedir diye. Teyzem tutturdu sürpriz diye, söylemedi. Mutfağa girmemi de yasakladı L Şöyle bir göz ucuyla bakayım dedim. Bu merak denen şey ne kötü oluyor bazı zamanlarda… Tek görebildiğim şey fırında bir şeylerin piştiği oldu. Aklıma direk lazanya geldi. Bana da biraz hüsran. Çünkü daha bir gün önce makarna yemiştim ve tekrar yemeğe hiç niyetim yoktu. Hayal kırıklığıyla oturdum kaldım televizyonun karşısında. Neyse vakit ilerledi ve yemek hazırlığı için mutfağın yolunu tuttuk. İstemeyerek de olsa fırına şöyle bir bakıverdim. Allah Allah lazanya dediğin böyle olmaz dedim. Sordum nedir bu diye. Cevap yok. Var da cevap niteliği yok, bir sürprizdir gidiyor. Yemekleri servis tabaklarına koymak için hazırlığa başladık. Bir de ne göreyim? Kremalı somon J Hemen makineyi kaptım başladım şak şak fotoğraf çekmeye. Ve sıra bu görkemli yemeği tatmaya geldi. Bir yedim bir yedim doyamadım. İlk tabak bitti. Ardından bir tabak daha… Yok böyle bir lezzet. Ve aldığım her lokmada aklımdan geçen tek cümle şu oldu: '' Acaba tadını bilmediğimiz daha ne lezzetler var şu dünyada? 'Teyzem '' bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin'' diyerek olayı noktaladı. Ve şimdi bu muhteşem lezzetin tarifini paylaşmak istiyorum.

MALZEMELER ( 4 kişilik )
4 adet somon fileto
2 kutu krema
Yarım çay bardağı su
1 yemek kaşığı elma sirkesi
1 çay kaşığı sarımsak tozu
1 yemek kaşığı nişasta
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı esmer şeker
6-7 dal dereotu
6-7 dal maydanoz
Yarım tatlı kaşığı zerdeçal
Yarım çay kaşığı çekilmiş hardal tohumu
Üzeri için taze çekilmiş karabiber

HAZIRLANIŞI
Maydanozu ve dereotunu çok küçük bir şekilde doğrayın. Bütün malzemeleri çukur bir kabın içine koyup iyice karıştırın. Nişastayı eleyerek ekleyin. Homojen bir karışım elde edene kadar iyice karıştırın. Ardından somonları borcam tepsiye ya da derin bir fırın tepsisine dizin. Hazırladığınız kremalı sosu filetoların üzerine dökün. Burada dikkat etmeniz gereken şey somonların üzerinin sosla iyice kapanmış olmasıdır. Eğer üzerileri tamamen sosla kaplanmazsa somonlar bir müddet sonra yanar ki istediğimiz bir şey değildir. Eğer somonların üzeri tamamen kapanmazsa bir miktar da su ekleyebilirsiniz. Ya da alüminyum folyo ile üzerini kapatabilirsiniz.
Turbo ayarlı fırında 175 derecede, turbo ayarsız fırında 200 derecede 35 dakika pişirin.
Somonlar pişerken bir yandan ıspanaklı tagliatelle makarnamızı hazırlayalım. Burada dikkat etmemiz gereken tek şey sadece makarnanın kıvamını al dente ( çok pişmemiş ) denen diri kıvamda pişirmektir. Onun dışında farklı bir uygulamaya gerek duymadan makarnayı hazırlayabilirsiniz.
Somon filetolar ve makarna hazır hale geldiyse servise başlayabiliriz. Servis şeklini dilediğiniz gibi yapabilirsiniz. Dilerseniz yan yana koyup üzerine sos gezdirin. Dilerseniz makarnanın üzerine somon filetoları koyu üzerine sos ekleyebilirsiniz. Servis şekli tamamen sizin tercihinize kalmış. Afiyet olsun.

SALATA MALZEMELERİ
1 adet sarı biber
1 adet salatalık
1 adet kırmızı soğan
5-6 adet çeri domates
1 yemek kaşığı çekirdek içi
1 bağ roka
1 tatlı kaşığı balzamik sirke
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Yarım çay kaşığı tuz

HAZIRLANIŞI
Sarı biberi ve salatalığı küp küp doğrayın. Çeri domatesleri ortadan ikiye kesin. Rokaları bir parmak uzunluğunda doğrayın. Balzamik sirkesini bir tatlı kaşığı su ile karıştırın. Ve bütün malzemeleri bir kaba alıp zeytinyağını, çekirdeğini, tuzunu ve balzamik sirkesini ekleyin. Afiyet olsun.
NOT: Bu tarifi yazarken çok yoruldum

23 Ocak 2012 Pazartesi

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA



MALZEMELER
2 su bardağı barbunya
1 adet domates
2 yemek kaşığı domates salçası
1 adet orta boy soğan
2 adet büyük boy havuç
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 çay kaşığı kimyon
1 diş sarımsak


HAZIRLANIŞI
Barbunyayı bir gün öncesinin akşamından suya ıslayın. Ertesi gün Islanan barbunyaları güzelce yıkayın. Havuçları güzelce yıkayıp kabuklarını soyduktan sonra halka halka doğrayın. Soğanı minik minik doğrayın. Bir tencerenin içine 3 yemek kaşığı zeytinyağı koyun. Soğanı ve havucu birlikte güzelce kavurun. Ardından domates salçasını, rendelenmiş domatesi ve sarımsağı da ekleyin. Bir iki dakika kavurduktan sonra barbunyaları ekleyin. Bir iki dakika kavurup suyunu ve baharatlarını ekleyin. Su miktarını kendi beğeninize göre ayarlayın. Ben su miktarını ayarlarken barbunyaların yüzeyini bir iki parmak geçecek kadar su ekliyorum. Bu şekilde ne çok sulu ne de çok susuz oluyor. Orta ateşte barbunyalar yumuşayana kadar pişirin.
Servis yaparken üzerine limon sıkıp maydanoz rendesi ile süsleyin. Afiyet olsun.

20 Ocak 2012 Cuma

HURMALI İNCİRLİ TOPLAR




MALZEMELER

8 adet kuru incir
8 adet hurma (kurusu)
200 ml krema
1 yemek kaşığı irmik


HAZIRLANIŞI

Bu malzemelerle daha önce içi dolgulu bir tatlı hazırlamıştım. Ve malzemem artmıştı. Ben de artan malzemeyle yuvarlak minik toplar hazırlamıştım. Fakat yayınlamayı unutmuşum yeni fark ettimJ Tarifi aynen tekrar yazıyorum. Hurma ve incirlerin çekirdeklerini çıkarın. Çok küçük olacak şekilde doğrayın. Kremayı, irmiği, hurmaları ve incirleri bir kabın içine alın. Kısık ateşte karıştırarak koyu kıvam alana dek pişirin. İyice suyunu çektikten sonra macun kıvamına gelecektir. Piştikten sonra blender’ dan geçirin. 3-4 saat buzdolabında bekletin.
Bir kenarda soğumasını bekleyin. Tatlı malzememiz soğuduktan sonra dilediğiniz miktarda parçalar koparın. Avuç içlerinizde yuvarlayın. Son olarak dilediğiniz malzeme ile süsleyin.
Anne adayları ve emziren annelerin mutlaka yemesi gereken gıdalardan biri de incirdir. Kuru incirin ve hurmanın o kadar çok faydası var ki ben şahsen yazmaya üşendim. Kes kopyala yapıştır yapmak da içime sinmedi. İncire hayatımızda güzel bir yer açalım diyorum özetle. Afiyet olsun.

18 Ocak 2012 Çarşamba

PASTIRMALI MAKARNA



MALZEMELER
2 adet yeşilbiber
250 gr kültür mantarı
Yarım paket spagetti makarna
4-5 adet pastırma dilimi
Bir miktar zeytinyağı
Tuz, karabiber

HAZIRLANIŞI

Makarnayı bol su ile haşlayın, haşlama suyuna 1-2 kaşık zeytinyağı ve tuz ekleyin. Makarnalar piştikten sonra yıkamadan süzgecin içinde bekletin. Suyunu dökmeyin ve bir kenarda bekletin.
Teflon bir tavanın içine ( elinizde varsa eğer wok tava en uygunu) bir miktar zeytinyağı ekleyin. İçine jülyen doğranmış yeşilbiberleri ilave edip iyice kızartın. Biberler piştikten sonra mantarı ve tuzunu ekleyin ve mantar suyunu çekene kadar pişirin. Hemen ardından pastırmaları koyun, bir iki kez karıştırdıktan sonra suyu süzülmüş makarnaları tavanın içine alın. Eğer çok kuru olursa 2-3 yemek kaşığı makarna suyundan ilave edin.Karıştırıp, sıcak servis yapın. Üzerine taze çekilmiş karabiber eklemeyi unutmayın. Afiyet olsun.

16 Ocak 2012 Pazartesi

BİSKÜVİLİ CUP CAKE




MALZEMELER
1su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı süzme yoğurt
2 su bardağı toz haline getirilmiş pettit beurre bisküvi
1 paket vanilya
2 adet yumurta

HAZIRLANIŞI
Fırını 170 derecede ısıtın. Derin bir kabın içine yoğurdu koyun. Ve bir çırpıcı ile krema kıvamını alana dek çırpın. Toz şeker, vanilya ve yumurtayı yoğurda ekleyin ve iyice karıştırın.
Ardından bisküvi tozunu ilave edin. Benim elimin altında kakaolu bisküvi olduğu için ben kakaolu yaptım. Bütün malzemeleri karıştırdıktan sonra, minik kek kalıplarına paylaştırın. Üzeri pembeleşip çatlayana dek pişirin.
Son olarak üzerine vişne reçeli dökerek servis yapın. Arzu ederseniz Hindistan cevizi ile de süsleyebilirsiniz.
İçindeki süzme yoğurdun etkisiyle tadı cheese cake i andırıyor. Hem tatlı hem mayhoş bir tadı var.
NOT: Eğer çok şekerli tatlardan hoşlanmıyorsanız toz şeker miktarını bir iki parmak azaltabilirisiniz.
Afiyet olsun.





13 Ocak 2012 Cuma

SİRKESİZ KARIŞIK TURŞU




MALZEMELER
Havuç
Karnabahar
Lahana
Sarımsak
Birkaç dal taze nane
1 adet kırmızı biber
2 yemek kaşığı toz şeker
3 yemek kaşığı limon tuzu
4 yemek kaşığı turşuluk iri tuz


HAZIRLANIŞI
Bu turşunun en güzel tarafı her mevsim istediğiniz sebzeyle yapabilme imkanınızın olması. Aklınıza ne geliyorsa koyabilirsiniz içine. Diğer bir güzelliği de turşuyu kurduktan iki gün sonra açıp yiyebilmeniz. Öyle uzun uzun beklemeye gerek yok. 
Çok lezzetli ve çıtır çıtır…
Sirkeli turşu sevmeyenler için çok güzel bir tarif. Hiç turşu sevmeyen birisi bile severek bu turşudan yiyebilir. Zaten bir kere tadına baktığınız zaman arkası kendiliğinden geliyor. Bir de bakmışsınız ki tabaktaki bütün turşu bir anda bitivermiş.
Bu kadar övgüden sonra tarifine geçelim isterseniz.


Hazırlaması gayet basit. Öncelikle beş litrelik bir bidonun içini yarısına kadar su ile doldurun. İçine tuzu, şekeri ve limon tuzunu ilave edin. Bütün malzemeler eriyene dek karıştırın. Hangi sebzeden turşu yapmak istiyorsanız o sebzelerden içine yerleştirin. Sebzelerin miktarı sizin kararınıza kalmış, ne kadar dilerseniz o kadar kullanabilirsiniz. Bu nedenle ölçü veremiyorum. Hangi sebzeyi çok seviyorsanız onun miktarını daha fazla koyarsınız. Aralarına birkaç diş sarımsak ilave edin. En üst katmana taze naneleri yerleştirin ve bidonun kapağını sıkıca kapatın.
İki gün mevsim müsaitse güneşte değilse buzdolabında bekletin. Üçüncü gün turşunuz yenmeye hazır hale gelmiş olacak. Afiyet olsun.
NOT:Tarif için Zeliş teyzeme çok teşekkür ediyorum:)

HEDİYE YAĞMURUNA TUTULDUM:)


Geçen Pazar çok beğendiğim ve temin edemediğim Bebeğim derginin elime ulaşmasıyla çok sevindiğimi belirtmiştim. Sürprizler arkası kesilmedi. Ertesi gün hiç de alışık olmadığım bir saatte kapı zilinin çalmasıyla uyandım. Önceki gün çok yorulduğum için kendime bir saat fazladan uyku hediye etmiştim. OlmadıL Kapıyı açtım bir de ne göreyim postacı… Yani normalde postacı kapıya kadar gelmiyor. Belki ondan belki mahmurluktan olsa gerek postacının elindeki paketi görünce bir an rüya görüyorum sandım. Değil bayağı gerçekmiş her şey. Lafı fazla dolandırmayayım. Yılbaşı haftasıydı sanırım Türkiye’ deki arkadaşlarla telefonlaşmıştık. Ve ben tabu oyunu rica etmiştim. Sağ olsun Zeynep’ çiğim göndermişti. Ve artık benim de tabum vardı ben de insandımJ Ya da Ankara’ dan ( ki gerçekten Ankara’ dan geldi) tabum gelmiş, evde bir bayram havası, Zeynep’ çiğim beni çok severmiş havası esiyordu. Tabuyla birlikte çok istediğim iki şey gerçekleşmiş oldu.
Dün akşam yemeğine konuklarım vardı. Onlar da bir kutu çikolata getirmişlerdi. Ve bu sabah teyzem beni İkea’ da kahvaltıya davet etmiştiJ Çıkışta bol bol gezdik. Alışveriş yaptık. Saçlarımıza bakım kremleri aldık. Daha doğrusu teyzemin bana hediyesi oldu…
Yani bu hafta hep aldım hep aldımJ Çok güzeldi bir de hepsi üst üste gelince çok mutlu oldum. Mutluluğumda payı olan herkese çok teşekkür ediyorum.
Berlin’deki arkadaşlara buradan açık davet: Tabulu günlere başlasak mı? En kısa zamanda açılışı yapalım 

10 Ocak 2012 Salı

ZENCEFİLLE KEYİFLENMİŞ DOMİNANT MANTAR




MALZEMELER

500 gr tavuk göğüs eti
1 adet taze kırmızı biber
1 adet taze yeşil biber
1 adet taze sarı biber
20 gr taze zencefil
1 avuç yer fıstığı
500 gr kültür mantarı
1 çay bardağı sirke
1 kutu krema


HAZIRLANIŞI

Yer fıstıklarını büyük bir tavada birkaç dakika kavurun. Kabukları varsa kabuklarını soyun. Kavurduktan sonra başka bir kaba alın.
Tavuk etlerini büyük parçalar halinde doğrayın. Tavanın içine bir miktar zeytinyağı koyun ve tavuklarını içine atın.
Mantarları iri parçalar halinde doğrayın. Tavuklar güzelce kızardıktan sonra mantarları da tavaya alın ve karıştırın.
Ardından biberleri uzun şeritler halinde doğrayın. Ve tavanın içine ekleyin. Tekrar karıştırın.
Zencefili küçük küçük doğrayın ya da havanda dövün ve tavaya ekleyin. Zencefilden sonra fıstıkları da ekleyin. Tuzunu ve kırmızıbiberini ve karabiberini ilave ederek karıştırın.
Ardından kremayı ilave edin. Bir iki dakika pişirdikten sonra sirkeyi de ekleyin ve karıştırın. Afiyet olsunJ
Not: Asıl tarif için http://www.refikaninmutfagi.com/category/mucize-lezzetler-2/page/2/ linkini tıklayıp videolu anlatımdan yararlanabilirsiniz.


8 Ocak 2012 Pazar

BEBEĞİM:)


Bu Pazar güne çok güzel başladık. Kahvaltıya konuklarımız vardı. Çok güzel bir sohbet ve sıcacık çaylarımızla başladık güne. Geçen ay Türkiye dönüşü havalimanında güzel bir dergiyle tanıştım. Anneler biliyordur bu dergiyi: ‘’BEBEĞİM’’. İlk kez okuyordum ve çok hoşuma gitti. Berlin’e geldiğimde burada da çok aradım gezmediğim kitapçı kalmadı. Fakat bulamadımL


Geçen hafta teyzem Türkiye’ye annemleri ziyarete gitmişti. Gelirken istediğim dergiyi almış. Nasıl mutlu oldum nasıl sevindim anlatamam… Bu sabah kahvaltıya gelirken getirmiş dergimi. Çok mutlu oldum. Bu ay ki sayısını temin ettik bakalım gelecek ay ki sayısını nasıl okuyacağım? Belki birileri daha Türkiye’ye gider, belli mi olurJ Şimdi güzel güzel dergimi okumaya çekiliyorum. Müsadenizle…


6 Ocak 2012 Cuma

VER ELİNİ PARİS :)




Paris gezisi aslında hiç aklımda olmayan bir eylemdi. Mart ayıydı, eşimin ailesi Berlin’e bizi ziyarete gelecekti. Onların ilk Berlin seyahatiydi.Eşim master için Lyon’a gittiğinde Paris’i de gezmişti. Döndüğünde epey bahsetmişti Paris’ten. Kayınvalidem de hazır Berlin’e gelmişiz ufak bir kaçamak yapalım diyince olur tabi neden olmasın dedik ve yola koyulduk. Hava limanında kayın pederimin bir tanıdığı karşıladı bizi. İyiki de tanıdık varmış. Orly hava limanı şehrin epey dışındaymış ya da bana öyle geldi, şu an pek bir önemi yok gerçi.  Mart ayında olmamıza rağmen yaz günlerini yaşattı bize Paris. O kadar sıcaktı yani. Öğle vaktiydi şehre vardığımızda. Motel kayıtlarını yaptırdık, çantalarımızı odaya bıraktık ve doğru yemeğe. Önümüzde koca güneşli bir gün bizi bekliyor, fazla bekletmek ayıp olur dedik. Yedik içtik, düştük yollara.




Kaldığımız motel Montmarte’ deydi. Yakından uzağa doğru bir gezi planı yaptık.Montmarte tepesindeki  Sacre Coeur (kutsanmış kalp anlamına geliyormuş) Klisesi’nden başadık geziye.Manzara muhteşemdi. Yüksek bir tepede devasa bir yapıt,  bütün şehir ayaklarının altında. 50 bilemedin 100 basamaktan oluşan geniş ve oldukça dik bir merdiven. Merdivende birkaç sanatçı  mini konserler veriyor, turistler fotoğraf çekiyor, başka bir yanda klip çekimi yapılıyor… Hayat tüm canlılığıyla yaşatıyordu kendini burada. Klisenin içi çok büyük ve soğuktu, ben üşümeye başlayınca kendimi güneşe attım.
Oradaki turumuz bitince yürüyerek RESSAMLAR TEPESİ’ne geçtik. Bir sürü sanatçı tablolarını, boyalarını,fırçalarını yanına almış bir tabureye oturmuş;  resim çiziyor.Kimi karşısında poz veren kişinin portresini çiziyor, kimi eksik kalan resmini tamamlıyor kimi de karşısında duran manzarayı resmediyor. Orada bulunan butik cafelerden birinde oturup kahve eşliğinde biraz dinlendik.


Derken bir bakmışız akşam olmuş. Kayın pederim tutturdu’Eiffel Kulesi’nin ışıkladırılmış haline göreceğim ‘’ diye.Tamam tabi ki görsün, biz de  görelim ; ama bu saatte mi? Biz çok yorulmuşuz ayaklarımızda derman kalmamış. O arada bir şeyler oldu tam hatırlayamıyorum ama; bizi bir kunduna getirdi. Gecenin bir yarısı… Saat olmuş gecenin onbiri. Elimizde şehir planı, metrodayız. Paris metroları meğer ne korkunç  yerlermiş. Aklıma geldikçe hala ürperirim. Millet cüzdanını koynunda taşıyor o derece yani. Gürültü, patırtı…



Neyse çıktık metrodan sokağa adım attık. Yürüdük biraz, tam da yürümek sayılmaz o yorgunluk haliyle. Bir de baktım ne göreyim.Kocaman ışıl ışıl bir yapıt: Eiffel Kulesi karşımda. Ben de ilk kez yakından görüyorum dolayısıyla çok etkilenmiştim gördüğüm manzaradan. Aslında şekilsiz bir demir yığını teknik olarak bakıldığında. Ama insanı kendine baktırıyor. Hepimiz anladık ki geldiğimize değmiş. (ertesşi gün gündüz gözüyle o kadar da alımlı değildi iyiy ki gece görmüşüz manzarayı ) Oradan çıktık ben sanıyorum ki motele dönüyoruz.Büyük aldanış. Meğer oradan da Notre Dame Katedrali’ne gidiyormuşuz.Yorgunluk bir yandan,uykusuzluk öbür yandan insan algılayamıyor tabi neler olup bittiğini. Gayet normal. Bu Avrupa ülkelerinin bütün tarihi yapıları gayet devasa büyüklüğe sahip sanırım. Notre Dame’ı da ışıklandırmışlar. Saat olmuş sabahın biri. Bir de ne göreyim katedral insan kaynıyor. Turist kafilelerinin fotoğraf makinelerinden flaşlar patlıyor sürekli. Notre Dame’ı da gördük, motele döndük.Gerisini hatırlamıyorum. Ne zaman motele geldik, o merdivenin basamaklarını nasıl çıktım, ayakkabılarım ne ara çıktı ayağımdan hiçbir fikrim yok… Emre Aydın’nın da dediği gibi ‘’ben kimim ben nerdeyim’’ modundayım.

Her gecenin bir sabahı olurmuş da bu kadar erken mi olmalı bu sabah. Güneş azıcık geç doğsa bir günlüğüne olmaz mıydı. Olmazmış. Sabah kruvasan, kahve, reçel vb…eşliğinde ölümüne kahvaltımı yaptım. Biliyorum daha bir sürü yer var gezilecek. İlk durak Louvre Müzesi… Dışardan bakınca bir iki saatte tamamıyla gezilir diye bir hesap yaptım. Matemematiğim beni yine yarı yolda bıraktı. Meğer Louvre Müzesi 7 bölümden oluşuyormuş. Her bölümü 45 dakikadan hesaplasan kaç eder?Neyse epey bir vakit ediyor sonuç olarak. Müzeden girdik içeri, başladık geziye. Bir ara herkes birbirini kaybetti. Ben fotoğraf çekiyordum bir de baktım bizimkiler ortalıkta yok. Etrafta milyon tane turist. Eyvah dedim. Telefon ne büyük bir  icatmış gerçekten orada anladım kıymetini. Doğu Sanatları bölümünden  girdik,Yunan eserlerinden çıktık. Bir ara Mısır sanatlarının bulunduğu bölümde kaldık çıkamadık bile… Sebebi malum.


Fakat benim en sevdiğim iki bölüm vardı: Birisi Napolyon için hazırlanan bölüm diğeri heykellerin olduğu üzeri camlı bahçe kısmı…Toplamda 4-5 saat süren müze gezisinden sonra yemek molası verip Versay Sarayı’na gittik. Ama ne saray.  Muhteşemdi gerçekten. Sarayın bir bahçesi vardı ki başlangıcından sonuna kadar bir saatte gidiliyordu.


Oradaki serüveni de tamamladıktan sonra 1950 metre (ben ölçmedim )  uzunluğundaki Champs-Elysees caddesinde bulduk kendimizi. Caddenin başında Napolyon’un yaptırdığı Arc De Trimphe (Zafer Takı diye dilimize çevrilmiş) ile başladık geziye. Bu yapıtın altında 1.Dünya Savaşında hayatını kaybeden askerlerin anıtları olduğu söyleniyor. Ben görmedim bilmiyorum. Champs-Elysees caddesinde neredeyse bütün mağazalara girdik kayınvalidemle. Liseli kızlar gibi kıyafetlere baktık. Paris modası bana göre değilmiş onu anladım. Benim gibi mütevazi giyinenler için pek bir seçenek göremedim. Biraz dinlenmek için Starbucks’da oturup yedik içtik. Enerjimizi ve kalorilerimizi aldıktan sonra Saint (Sen) nehri kıyısında biraz gezindik. Vakit çok çabuk geçmiş olacak ki uçak saatimiz yaklaşmıştı. Orly hava limanına doğru yola koyulduk, uçağa bindiğimi gayet net hatırlıyorum. Bir ara gözümü kapatmıştım, açtığımda uçak çoktan inişe geçmişti bile…


5 Ocak 2012 Perşembe

MİLFÖY PASTA


MALZEMELER
1 paket milföy
300 gr süzme yoğurt
1 adet elma
1 adet kivi
1 adet muz
5-6 adet ceviz
1 çay bardağı pudra şekeri
2 tatlı kaşığı tarçın
3-4 yemek kaşığı bal
1 paket vanilya



HAZIRLANIŞI

Milföyü seviyoruz sanırım. Hazır milföyle kafayı bozmuşken, milföylü  tariflere devam edelim dedim. Daha önce hazırladığım ‘’milföyden mutlu bir yuva nasıl kurulur’’ tarifime çok yoğun ilgi aldım.
Bu konuda tarifimi beğenenlere yeri gelmişken teşekkür ediyorum. Aynı tarifin şimdi tatlı versiyonunu yapacağız. Umarım bu da en az diğeri kadar hoşunuza gider.
O zaman tarifimize başlayalım. Hazırlaması en fazla 15 dakikanızı alır. Aniden bir misafiniz geldiğinde ya da tatlı krizine acil müdahalede çabucak hazırlayabileceğiniz bir tarif. Sunumuyla da çok şık…
Milföyleri oda sıcaklığında yarım saat bekletin. İyice ısısını kaybetmesini sağlayın. Üzerine bir bardak, kase ya da kurabiye şekillendirici koyun. Ben kenarı tırtıklı bir kap kullandım şekilli olmasını istediğim için. Siz de dilediğiniz şekilleri kullanabilirsiniz: Kalp, çiçek, böcek vb…

Kenar kısımlarından bıçakla kesin. Bu ilk kestiğiniz parça taban kısmını oluşturacak. Ardından duvarlarını örmeye başlayacağız. Bunun için kullandığınız aynı kapla tekrar aynı işlemi tekrar edin. İkinci kestiğiniz parçanın üzerine daha küçük bir kap koyun ya da göz kararı daha küçük bir ölçü belirleyip tekrar kesin. Elinizde bir tam yuvarlak ve içi boş daha küçük bir yuvarlak olacak.
Ardından bu yuvarlakları üst üste koyun. Üzerine fırça ile çok az zeytinyağı sürün. Ve 180 derece ayarlı fırında kızarana kadar pişirin. Piştikten sonra bir kenarda soğumasını bekleyin.
Milföyler soğurken kremayı hazırlayalım. Çukur bir kabın içinde süzme yoğurt, vanilya, pudra şekeri, ceviz ve küçük küpler şeklinde doğranmış meyveleri güzelce karıştırın. Milföyler soğuduktan sonra kremalı meyveleri tatlı kaşığı ile içine dikkatli bir şekilde doldurun. Üzerine biraz tarçın serpiştirin ve bal gezdirin. Soğuk servis yapın. Afiyet olsun.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...