25 Ekim 2016 Salı

ÇOCUK ODASI İÇİN PERDE DİKİMİ


Herkese merhaba; nasılsınız? Ben bu günlerde çok yoğunum. Neden mi? Evde çok fazla dikiş tadilatı yapılacak şey var. Onlarla uğraşıyorum. Dün akşam çocukları uyutunca Selim’in odası için uzun zamandır plandığım perdeyi diktim. Bugün dikerim yarın dikerim derken öylece kalmıştı. Selim’in odasında bir balkon kapısı var. Kullanmadığımız bir balkon… Normalde sadece güneşlik perde takılıydı  balkon kapısının camında. Ve boydan boya kapatmıyordu kapıyı, kapının yarısı açıkta kalıyordu. Bu açıklık da beni çok rahatsız ediyordu. Orası için çok fazla  perde araştırdım. İnternet sitelerine baktım, mağazaları gezdim; ama içime sinen bir perde bulamadım. Ben de dedim ki ne uğraşıyorsun dik bir perde kafana göre rahat et.

Dikiş yaptığım günlerden elimde bir sürü de kumaş ve gerekli malzeme de vardı zaten. Gerçi benim kumaşlarımın hepsi pamuklu nevresim kumaşı. Perde olur mu ki dedim nevresim kumaşından! Sonra düşündüm neden olmasın ki? Nevresim kumaşı hafif olduğu için kumaş havada kalır diye perde ağırlığı kullandım alt kısımlarını dikerken. Böylece dökümlü duran bir perde dikmiş oldum.
Sonra ne yapacağım biliyor musunuz? Aynı kumaşlardan bir çarşaf, bir yastık kılıfı ve bir de yorgan kılıfı dikeceğim. Yani aynı kumaşlardan bir nevresim takımı ve bir perdesi olacak oğlumun.
Bu arada sandalyenin üzerindeki minik evi yatak yan koruyucu olarak dikmiştim. Şimdi ise sandalye minderi olarak kullanıyoruz.

Perdeyi nasıl mı diktim? Detaylı anlatım ve görsellerle bir yayında anlatacağım. Dediğim gibi çok yoğunum bu aralar. İpek de uyandı zaten şimdi. Şimdilik bana müsaade. Bakalım siz de beğenecek misiniz? Perde dikimi ya da dikişle ilgili merak ettiğiniz sorular olursa yorum kısmına yazabilirsiniz. Sevgiler….

 

21 Ekim 2016 Cuma

KREMALI TAVUKLU PENNE MAKARNA


MALZEMELER
Yarım paket penne makarna
1 adet kemiksiz tavuk göğsü
1 adet kapya biber
1 çay bardağı bezelye (isteğe bağlı)
1 kutu krema
Yarım çay kaşığı sarımsak tozu ya da 3 diş sarımsak rendesi
Yarım çay kaşığı muskat tozu
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı nişasta
Yarım çay bardağı soğuk süt
Yarım çay kaşığı kekik


HAZIRLANIŞI
Tavukları uzun ince dilimleyip ızgarada ya da tost makinasında pişirin.
Makarnaların yarısını 2 yemek kaşığı sıvıyağda rengi değişine kadar kavurun.
Kaynamış suyun içinde diğer makarnalarla birlikte haşlayın.
Kapya biberlerin çekirdeklerini temizleyip uzun ince doğrayın.
3 yemek kaşığı sıvı yağda biberleri kızartın. Biberler yumuşamadan önce tavukları ve sarımsağı ekleyin.
Ben tavukları tost makinasında pişirdim. Tavuklardan akan suyu da tavaya ekleyin.
Ardından krema ve baharatları ekleyin.
Krema kaynayınca bir bardağın içinde nişasta ve sütü karıştırıp tavaya ekleyip karıştırın.
Haşlanmış makarnaları servis kabına alın.
Makarnaların üzerine tavuklu kremalı sos ekleyin ve bezelye ile süsleyip servise sunun. Afiyet olsun.

NOT: Penne makarnaların yarısını mutlaka kavurun.
-Izgara ya da tost makinası yoksa tavada önce tavukları kızarana dek pişirin, ardından aynı sırayı takip edin.
-Nişastalı süt kremalı sosun kıvamını koyulaştırmak için kullanılıyor. Eğer akışkan bir kıvam istiyorsanız nişastalı süt karışımını eklemeyin.
-Servise sunarken kremalı sosun sıcak olmasına dikkat edin.

17 Ekim 2016 Pazartesi

DAMLA ÇİKOLATALI KURABİYE

Herkese merhaba; kaç gündür canım damla çikolatalı kurabiye istiyordu. Bir türlü fırsat bulup yapamadım. Artık daha fazla beklemek istemedim ve mutfağa koştum. Üstünüzden uzak ailece nezle-grip arası bir haldeyiz. Cumartesi akşam yemekten sonra o kadar halsizliğe rağmen dayanamadım ve başladım yapmaya. Selim de yardım etti bana. Unu eledi, çikolataları çırpma kabına koydu, karıştırdı… Derken birden enerjimin tükendiğini hissettim. Kurabiye hamurunu tarifteki gibi hazırlayıp dolaba kaldırdım. Ertesi gün sabah kahvaltıdan sonra pişirdim. Mutfaktan yayılan vanilya ve çikolata kokularının güzelliğini anlatmaya kelimeler yetmez. Tarifte sıcakken tepsiden çıkarmayın dağılır yazıyordu. Kaç gündür bekliyorum dayanamadım aldım bir tane sıcak sıcak yedim. Sonra bir tane daha yedim. Derken Selim de istedi, bir tane de ona verdim. Eşim benim başım kel mi dedi; ona da verdim. Sonra bir de soğukken nasıl oluyormuş diye tadına baktık. Derken bir tepsi kurabiyeden 6 tane kaldı. Yiyen bir daha yer, yemeyen bin pişman… Hele de soğuk kış günlerinde yanında ılık bir sütle harika olur. Süte en çok yakışan şeylerden biridir kurabiye.
Tarifin aslı instagram takip ettiğin Pınar hanıma ait. Çok da güzel bir internet sitesi var. Henüz keşfetmediyseniz mutlaka bir göz atın. Sağolsun Pınar hanım her aşamada sorularıma cevap verdi, birlikte pişirdik desem yeridir. Bu kurabiye tarifinin en güzel taraflarından biri de 10 dakika pişiyor olması. Ve dışı çıtır içi yumuşacık yemesi oldukça keyifli bir kurabiye tarifi… Hadi afiyet olsun…
İnternet adresi: www.kitcheninred.com


MALZEMELER
100 gram tereyağı ( oda sıcaklığında yumuşatılmış )
2 su bardağından bir parmak az un
1 su bardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı vanilya özütü (veya yarım paket vanilin)
Yarım tatlı kaşığı karbonat
1 adet yumurta ( oda sıcaklığında )
1 yemek kaşığı mısır nişastası
Yarım çay kaşığı tuz
1 su bardağı damla çikolata  (150 gr)


HAZIRLANIŞI
Tereyağı ve toz şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın mikserin hızını kademeli olarak artırarak uzun uzun çırpın
Yumurtayı ve vanilya özütünü ekleyip çırpmaya devam edin
Un, mısır nişastası, karbonat ve tuzu eleyerek ilave edin ve en düşük devirde kısa süreyle karıştırın (vanilin kullanıyorsanız bu aşamada ilave edecekseniz)
Çikolata ekleyip, spatula yardımıyla karıştırın (ele yapışan yumuşak kıvamlı bir hamur olmalı)
Hazırladığınız hamuru bir cam kaseye alarak üzerini streç filmle hava almayacak şekilde kapatıp, dinlenmesi için en az 1 saat buzdolabında bekletin
Dilerseniz, hamuru dolapta bu şekilde 3 gün süreyle saklayabilirsiniz. Yalnızca, kurabiyeyi pişirmeyi düşündüğünüz zamandan 2-3 saat önce hamuru oda sıcaklığına getirmeniz gerekecek.

Dinlenmiş ve forma girmiş olan kurabiye hamurunu dolaptan çıkarın.
Turbo kullanıyorsanız 160 dereceye
Alt/Üst konumda ve fanlı kullanıyorsanız 175-180 dereceye önceden ısıtın
Hamuru, tercihen bir "dondurma kepçesi yardımıyla alarak" çift kat yağlı kağıt (veya silikon pişirme matı) serdiğiniz fırın tepsisine, aralarında 4 parmak boşluk bırakacak şekilde dizin


Kurabiyeleri fırında yaklaşık 10-12 dk (kenarlardan kahverengileşmeye başlayana kadar, genelde 10 dk yeterli oluyor) pişirin (Dikkat! Çok fazla pişirirseniz, sertleşirler)
Fırından çıkardığınız henüz yumuşacık olan kurabiyeleri sertleşmeleri için tezgahın üzerine alın ve tam olarak soğumadan tepsiden çıkarmayın (formları bozulabilir)

13 Ekim 2016 Perşembe

AİLECE KUMAŞ BOYAMA

Herkese merhaba; Selim daha bir buçuk yaşındayken Berlin İkea’dan almıştım bu kumaşı. Selim biraz daha büyüdüğü zaman birlikte boyarız diye. Sonra araya taşınma işleri falan girince unutmuşum. Kumaş da diğer kumaşlarımın arasında kalmış. Geçen gün birden aklıma geldi. Aradım taradım buldum sonunda. Bir metre kumaşı bulması zor oldu biraz.


Akşam yemekten sonra masaya serdim kumaşı. Aldık elimize tekstil kalemlerini, başladık boyamaya. Selim önce bizi seyretti, şaşırdı çocuk. Çünkü ilk kez kağıt vesaire dışında bir kumaşı boyayacaktı. Sonradan baktı biz harala gürüle boyuyoruz, o da başladı boyamaya. Zaten uzun soluklu işleri pek sevmez çabuk sıkılır. 5-10 dakika boyadı kalktı masadan. Ama biz kaptırmışız kendimizi boya da boya. İnsan bırakamıyor bir başlayınca. Bir kısmını boyadık kumaşın. Her gün biraz biraz boyarsak yakında bitiririz herhalde.


Keten kumaş olduğu için boyaması da kolay oluyor. Tamamını boyadıktan sonra Selim’in odasına yer minderi dikeceğim bu kumaşla. Üzerine de tarihi atarız güzel bir anı olur. Şimdi düşünüyorum da keşke daha çok alsaydım. Odasına perde olarak dikerdim boyadıktan sonra. Bunu bir düşünün.


Forum İstanbul’daki İkea’da da görmüştüm aynı kumaştan. Alt katta kumaş reyonlarının olduğu kısımda metre hesabı satılıyordu. İstediğiniz ölçülerde siz de alabilirsiniz. Aynı reyondan kumaş boyama kalemlerini de temin edebilirsiniz. Bol keyifli boyamalar…

12 Ekim 2016 Çarşamba

İNATÇI ÇOCUK YOKTUR?


2,5-3 yaş çocuklarda ‘’ben merkezciliğin’’ ve inatlaşma’’nın ortaya çıktığı hem ebeveynler hem de çocuklar için zorlu bir dönemdir. Çocuklar bu yaşlarda ‘benlik’’ bilincinin oluşmasından kaynaklı birçok farklı tepkiler gösterebilir. Avaz avaz ağlayabilir, yerlere yatabilir, öfke nöbetleri geçirebilir kışça duygu kontrolsüzlüğü yaşayabilir. Bu dönem onların kendilerini tanıma, etrafı keşfetme, sınırları öğrenme ve sınır ihlalinde neler yaşanacağını deneyimlediği bir süreçtir. Kısaca hem kendini hem yaşadığı ortamı keşfederek deneyimleme dönemidir.

Bu dönemde çocukların en çok kullandığı sözcüklerin başında; ‘’ben yapacağım’’, ‘’ben karar vereceğim’’, ‘hayır’’ gibi ben merkezci ifadeler yer alır. Çünkü artık onların da bir dünyaları olduğunun ve artık ‘’ben de varım’’ deme vaktinin geldiğinin bilincine erişmeye başlamışlardır.
Bir gün öyle kendi kendime sesli düşünüyordum. Dedim ki:
-Bugün ne pişirsem acaba?’’ Selim hemen yanıma geldi
-Bugün ben karar vereyim ne pişireceğine, benim dediğimi yiyelim’’  Böyle bir ifadeyi ilk kez duyduğum için şaşırdım. Sonrasında sıklıkla bu ‘’karar verme’’ ifadelerini sıkça kullanmaya başladı. 

Belli ki bu onun için önemli ve arkası dolu bir ifade şekliydi. Ve onun için çok önemliydi. Ben de seçenekler sundum ve onların arasından bir yemek seçebilirsin dedim. Anneyiz ya illa ki bir yerden kontrol edeceğiz. Peki aksi bir durumla karşılaşsak olay nereye varırdı? Çok da zor değil tahmin yürütmek. Çocuk kendi isteği peşinde ısrar edecek anne hayır diyerek ısrara devam edecek ve karşılıklı bir inatlaşma yarışı yaşanacaktı. Ha, ben bir anne olarak bir taviz mi verdim? Hayır sadece ona seçim yapabilme imkanı sundum.
İnatçılık, kasıtlı olarak zarar verme amacı taşır. Aslında çocuklarda görülen bu davranış şekline inatlaşma değil de ‘’tutturmak’’ desek daha yerinde bir ifade olur. Burada çocuğun amacı onu rahatsız eden bir uyaranı ortadan kaldırmaktır. Yani olumsuz bir durumu, olumluya çevirmek için çocuğun gösterdiği bir davranıştır. Bunun da temelinde yine ‘’ben de varım, benim de söz söyleme hakkım var’’ düşüncesi yatmaktadır. En başta bu bir ‘’ihtiyaç’’tan kaynaklıyor. Anne ya da babadan yeterince ilgi görememe, anne ya da babayla doyuma ulaşamama gibi nedenler yer alıyor.

ANNE- BABALAR NE YAPMALI?
Çocukların da biz yetişkinler gibi ilgi, diretme-direnme, tutturma hakları olduğunu unutmayalım. Çünkü artık onlar da bir birey ve onların da kendi düşünce sistemleri var.
Öncelikle çocuktan bahsederken ‘’ ne kadar inatçı bir çocuk’’ demek yerine ‘’ çok kararlı bir çocuk’’ demek lazım. Çünkü ilk ifade tamamen olumsuz mesaj taşırken ikinci ifade olumlu bir mesaj veriyor. Bu şekilde hem ailenin çocuğa yaklaşımında hem de çocuğun aileye yaklaşımında olumlu duygu ve düşünceler ortaya çıkar.
Bir de biz ailelerin yaptığı en büyük yanlış bazen çocukların ‘’çocuk’’ olduğunu unutup onları bir yetişkin gibi görmemizden kaynaklanan sıkıntılar var. Arada bir ‘’o daha bir çocuk ‘’ dersek sanırım pireyi deve yapmadan ve aile bireylerinde izler bırakmadan duruma açıklık getirebiliriz.
Çocuğunuz bir konu üzerinde çok mu ısrar ediyor? Ona seçenekler sunun, onun da seçme ve karar verme hakkı olsun. Böylece kendine olan güveni artar ve bu güven arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde onun sosyal bir birey olmasına katkıda bulunur.


11 Ekim 2016 Salı

REVANİ


MALZEMELER
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı yoğurt
1su bardağı irmik
1 su bardağı sıvı yağ
2 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Bir avuç taze yer fıstığı (isteğe bağlı )
1 çay kaşığı tarçın

ŞERBETİ İÇİN GEREKLİ OLAN MALZEMELER
2,5 su bardağı şeker
2,5 su bardağı su



HAZIRLANIŞI
Yumurta ve şekeri köpük köpük olana dek önce yavaş yavaş sonra hızlı ayarda mikser yardımı ile çırpın.
Ardından önce sıvı malzemeleri daha sonra katı malzemeleri ekleyerek düşük ayarda çırpmaya devam edin.
En son olarak kabartma tozunu ekleyip çok az karıştırın.
Tepsiyi tereyağ ile yağladıktan sonra kek karışımını içine dökün.
İsterseniz kekin üzerine belirli aralıklarla yer fıstıkları ile süsleyebilirsiniz.
Önceden ısıtılmış 180 derece fırında alt-üst ayarda 40-45 dakika pişirin.
Fırınınızın turbo ayarda olmamasına dikkat edin;çünkü turbo ayarda pişen kek ve hamur işleri kısa bir süre sonra kabarıklığını yitirip hemen sönerler.

ŞERBETİN YAPIMI
Su ve şekeri bir kabın içinde şekerler eriyene dek karıştırın.
Kek ılıkken şerbeti kekin üzerine dökün.
Yaklaşık 2 saat beklettikten sonra dilimleyip servise sunun.
İsteğe göre üzerini kaymakla da süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun…

10 Ekim 2016 Pazartesi

SARIMSAK SAKLAMA YÖNTEMLERİ


SARIMSAK NASIL SAKLANIR?
Sarımsak deyip geçmeyin. Faydaları saymakla bitmez. Sarımsağın, çiğ halde ya da yağının, mikroorganizmalar üzerinde antibiyotik etkisi olduğu, antiviral, antiparazitik, ve antibakteriyel özellikleri vardır. Bunun yanında, nezle, grip, astım rahatsızlıklarına, ses kısıklığı, bademcik, öksürük, bronşit, romatizma ve eklem enfeksiyonlarına, yara ve çıbanlara, saç dökülmesine, kan şekeri ve tansiyon düşmesine, damar tıkanıklarına, kolesterol seviyesini düzenlemesi gibi birçok rahatsızlığı iyileştirici etkisi vardır.
Eskiden beri annelerimiz derin dondurucuda ya da buzlukta yemekler saklar. Ani bir misafir geldiğinde ya da mevsiminde olmayan sebzeleri pişirmede kullanırlar. Bu dondurucu meselesi anneden yadigardır. Peki sarımsak?
Donmuş sarımsakla Berlin’de yaşarken teyzem vesilesiyle tanıştım. Marketlerin dondurucu bölümlerinde doğranmış sarımsak, maydanoz, soğan, dereotu, fesleğen gibi birçok gıdanın donmuş halleri ağzı kilitli torbalarda satılıyordu. İlk zamanlar ön yargı ile yaklaşsam da tadında ve dokusunda hiçbir farklılık görmediğim için sonradan elim ayağım oldu bu donmuş ürünler.
Sarımsak soymakla, rendelemekle ya da doğramakla vakit kaybetmeden ihtiyacım olduğunu kadarını alıp kullandım. Türkiye’ye taşınıp da evimize yerleşince de aynı uygulamayı bu kez kendim hazırlayarak devam ettirdim. Sarımsağı önce buzdolabı poşetlerinde saklamıştım. Fakat bütün dondurucu sarımsak kokunca poşetten vazgeçtim. Tupperware içine yerleştirdim. Dışarıya hiçbir koku yayılmadı. İhtiyacım olduğunda çıkarıp kullanıyorum. Sanki yeni doğranmış gibi ne renginde ne kokusunda ne de tadında hiçbir değişiklik olmuyor.

HAZIRLANIŞI

Sarımsakların kabuklarını soyup rondada istediğiniz irilikte çekin. Mutfak robotunun rondosu az da olsa sulandırdığı için ben tupperware’in  rondosunu kullandım. Sonrasında yine tupperware saklama kaplarından birine yerleştirip buzluğa koyun. İhtiyaç duyduğunuz an çıkarıp kullanın. Afiyet olsun.

8 Ekim 2016 Cumartesi

BABYPLAY BURSA ( BİLİNÇLİ OYUN )


BABYPLAY BİLİNÇLİ OYUN
Herkese merhaba; yağmurlu bir Bursa sabahına uyandık bugün. Bol koşuşturmalı bir gün geçirdik ailece. Sabah Selim’in kreşindeki veli toplantısına katıldıktan sonra Babyplay’de bulduk kendimizi.
Nedir Babyplay, neden gittik oraya kısaca anlatayım. 


İnstagramda severek takip ettiğim @hassasanne sayesinde keşfettim burayı. Bir çocuk ve bir bebekle gidebileceğimiz yerlere gitmeyi tercih ediyoruz hafta sonları. Bursa’da yeni olduğumuz için zamanla buluyoruz böyle yerleri.


Selim bugün 3-6 yaş grubu oyun atölyesine katıldı. Kayıtlar önceden yaptırılıp saat ücreti alınmaktadır. Katılımcı çocuklar, Çocuk Gelişimi Bölümlerinden mezun ‘’oyun lideri’’ ablalar eşliğinde dopdolu ve bol keyifli etkinlikler yaptılar. Bugünkü etkinlik planında;
-Bonibonlarla renk karışımı deneyi
-Kozalak ile dekor süs yapımı
-Hayvanlı şekilgeçlerle çiftlik temalı resim
-Ebruli yapraklar
-Fosforik slime, çalışmaları yaptılar.


Çocuklar etkinlik yapıp eğlenirken ebeveynleri de onların eğlencesine ortak olabilecek şekilde bir alan tasarlanmış. Çocuklar bir göz mesafesi kadar uzakta eğlenirken anne babalar bir yandan içeceklerini yudumlayabiliyor bir yandan çocuklarının kahkahalarına eşlik edebiliyor bir yandan da dergi-kitaplara göz atabiliyor.


Gerek çalışanlarıyla gerekse dekorasyonuyla ortamın enerjisi oldukça yüksek. Aile ve ev sıcaklığıyla düzenlenmiş bir mekan burası. Şimdi ben bu güzel mekanın kurucusu Özge hanımla yaptığım konuşmayı yazmaya kalksam bitiremem. Çünkü her detay çocukların bilişsel-duyuşsal ve psikomotor gelişim düzeyine göre düşülmüş. Ben işin bilimsel ve eğitimsel kısmını başka bir zamana bırakıp beni en çok etkileyen birkaç konuya değinmek istiyorum.


Öncelikle belirtmeliyim ki çok fazla kreş gezdim; fakat oralarda rastlamadığım birkaç önemli nokta gözüme çarptı. Birincisi ‘’Emzirme odası’’ nın var olmasıydı. Emzirme odası deyip geçmeyin. Benim gibi emziren annelerin rahatça bebeğini emzirebileceği mekan bulması çok da kolay olmuyor maalesef. Nasıl bir emzirme odasıydı ki bu kadar etkilendim? Loş bir ışık, rahat bir koltuk ve sessiz bir odaydı bebeğimi emzirdiğim yer. Odada bir de park yatak yer alıyordu.


Babyplay’de ayrı bir alt değiştirme odası da yer alıyor. Ne var bunda bunun neresi ilginç? Öyle demeyin bazı yerlerde alt değiştirme ve emzirme odası aynı yerde oluyor.


Bir başka konu sınıflarda ‘’Ayna’’ olmasıydı. Gelişim sürecinde ayna çocuğun benlik kavramını kazanmasında çok kıymetli bir materyaldir.


Son olarak ‘’duyu havuzu’’ beni benden aldı. Dokunarak öğrenmede bu duyu havuzu çok değerlidir. Çocuk ya da bebek dokunduğu nesnenin özelliğine göre çeşitli şema kavramları oluşturur. Nedir bu şemalar? Sertlik, yumuşaklık, hışırtı, kayganlık, yapışkanlık vb… kısaca bu duyu havuzundaki materyaller sayesinde beş duyu organı aktif olarak çalışır. Bu da çocuğun-bebeğin gelişimini destekleyen temel unsurları oluşturur.


Babyplay hakkında anlatılacak çok fazla konu var. Detaylı bilgi almak isteyenler http://www.babyplay.com.tr/ adresinden ya da sosyal medyada @babyplaybursa adresine ulaşabilir.


Selim’e eğlenceli bir vakit geçirme imkanı sunduğu ve samimi sohbeti için sevgili Uzm. Özge Selçuk Bozkurt hanıma ve ekibine teşekkür ediyorum.

7 Ekim 2016 Cuma

PASTANE SİMİDİ


Herkese merhaba; Kurban Bayramında yolluk olarak hazırlamıştım bu simitleri. Sabah çok erken yola çıkacağımız için akşamdan hazırlayıp paketledim. Sıcak simit kokusuna dayanamayıp gecenin bir saatinde tok olmamıza rağmen yedik birer tane. Dışarda yediğimiz simitlerden hiçbir farkı yok hatta daha lezzetli bir tadı oldu.
Normalde simidi çay ya da ayranla severim ben. Ama yanında bir bardak sütle de gayet güzel oluyormuş onu da denemiş oldum. Hazır okullar da açılmışken çocukların beslenme çantası ev yapımı mis kokulu simitler koyabilirsiniz. Hadi o halde buyrun tarife;

MALZEMELER
5,5 su bardağı elenmiş un
1 çay bardağı ılık süt
1 çay bardağı Ayçiçek yağı
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Yarım paket yas maya
1 su bardağı ılık su

ÜZERİ İÇİN
3 yemek kaşığı pekmez
1 tane yumurta akı
3 yemek kaşığı su
Kavrulmuş susam


HAZIRLANIŞI
Derin bir kabın içine süt, şeker, su ve mayayı koyun. Maya eriyinceye dek karıştırın.
Ardından sıvıyağ ve tuz ekleyin. Unu azar azar ilave edin ve yumuşak bir hamur elde edene dek yoğurun.
Hamurun üzerini örtüp 30 dakika mayalanması için dinlendirin.
Mayalanan hamuru 12 eşit parçaya bölün.
Her parçayı ince uzun açıp ikiye katlayın ve kıvırın.
Uç kısımlarını birleştirip simit şekli elde edin.
Yumurta akı, suyu ve pekmezi bir kapta karıştırın.
Hazırladığınız simitleri önce pekmezli karışıma sonra da susama bulayıp yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizin.
Tepside bir saat dinlendirin. Önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında alt-üst ayarda simitlerin üzeri kızarıncaya dek pişirin. Afiyet olsun.

5 Ekim 2016 Çarşamba

HİNDİSTAN CEVİZLİ VE LİMONLU KEK


Herkese merhaba; Bursa’da havalar bu sabah birden soğudu. Uzun kolluları çıkardık. Havalar serinlemeye başlayınca kek sezonu da açmış olduk. Biraz sonra yazacağım limonlu ve Hindistan cevizli kek tarifini dünkü misafirlerim için hazırladım. Pofuduk pofuduk az şekerli ferah bir lezzeti oldu. Herkes çok beğendi. Özellikle oğlum büyük bir iştahla yedi. ‘’biraz kek enerjisi alalım’’  diyerek afiyetle yedi. Normalde çikolatalı kekten başka kekleri yemezdi. Bu keki yemesi beni çok şaşırttı ve sevindirdi.
Bir de bu kekin en güzel yanlarından biri de ne biliyor musunuz? Evin bütün odaları mis gibi limon kabuğu ve Hindistan cevizi kokusuyla doldu. Çok uzatmadan tarifi yazayım. İpek kızım da uyanmadan hızlıca yazıyorum. Sevgiler…


MALZEMELER
2,5 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 limon kabuğu rendesi
1 çay bardağı Hindistan cevizi
Yarım su bardağı süt
Yarım su bardağı yoğurt
4 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvıyağ

 HAZIRLANIŞI
Kek kalıbınızı tereyağı ile yağlayıp buz dolabına koyun.
Yumurta ve şekeri derin bir kabın içinde krema kıvamına gelene dek çırpın.
Süt, sıvıyağ ve yoğurdu ekleyip bir iki dakika daha çırpın.
Ardından kabartma tozu hariç bütün malzemeleri karışıma ekleyip çırpmaya devam edin.
Son olarak kabartma tozunu ekleyip çırptıktan sonra bütün karışımı kek kalıbına dökün.
Önceden ısıtılmış 180 derece alt-üst ayarlı fırında kekiniz kızarana dek pişirin.
Kekin pişip pişmediğini bir kürdan yardımıyla test edin.
Afiyet olsun.
NOT: Kekiniz soğumadan dilimlemeyin. Soğuduktan sonra servise sunun.



4 Ekim 2016 Salı

TERBİYELİ TAVUK ÇORBASI


MALZEMELER
Yarım tavuk göğsü ya da iki tavuk budu
6 su bardağı su

TERBİYESİ İÇİN
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı un
Yarım limon suyu
1 yumurta

SOS İÇİN
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
Yarım çay kaşığı sarımsak tozu ya da iki diş sarımsak
1 yemek kaşığı tereyağı


HAZIRLANIŞI
Tavukları 6 bardak suda haşlayın.
Tavuklar haşlandıktan sonra ufak parçalara ayırın.

Ayrı bir kabin içine terbiye malzemelerini koyup topaklanmayacak şekilde çırpın.
Kaynamış tavuk suyundan bir kepçe alıp terbiye malzemelerinin içine koyup karıştırın. Ardından bir kepçe daha tavuk suyu alıp iyice karıştırın.
Sonra terbiye malzemeleri yavaşça tavuk suyu olan tencereye döküp kaynayana kadar başından ayrılmadan sürekli karıştırın.
Terbiyeli tavuk suyu kaynadıktan sonra tavuk parçalarını ekleyin.
Küçük bir tavada tereyağını eritin. Ardından karabiber, sarımsak ve toz biberi kavurun.
Hazırladığınız tereyağlı sosu kaynayan çorbanın içine döküp karıştırın. Afiyet olsun.

NOT: Terbiyeli tavuk suyunuz topaklanırsa tavukları eklemeden önce rondadan geçirip pürüzsüz bir kıvam elde edebilirsiniz.
-Limon suyu yerine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi de kullanabilirsiniz.
-Tereyağı yerine ayçiçek yağı da kullanabilirsiniz.

-Tavukları haşlarken suyun içine 1 tane defne yaprağı atarsanız yoğun tavuk kokusu ortadan kalkar.

3 Ekim 2016 Pazartesi

NG SAPANCA WELLNESS & CONVENTİON’DA ÇOCUKLU TATİL


Herkese merhaba; hafta sonu ailece küçük bir kaçamak yaptık. Bavulları bile zar zor boşalttım. Çamaşırlar hala makinada. Selim’in kreşi başladı bugün. Selim kreşteyken İpek de hazır uyuyorken kahvemi aldım yanıma bu güzel tatilin kısa bir bölümünü yazayım dedim.


NG Sapanca Hotels doğanın içinde şehrin gürültüsünden, kalabalığından kaçıp dinlenmek isteyenler için yeşilliklerin içinde yer alan harika bir tatil yeri. Ormanın içinde temiz havasıyla ve sessizliğiyle insana huzur veriyor. Sonbaharın bu ilk günlerinde ılık havada çok keyif aldık ailece.


Otel klasik tarzda dekore edilmiş. Normalde ben klasik tarzı pek sevmem; fakat buranın tasarımını çok beğendim. Klasik mobilya tarzının nedense çocuklu aileler için uygun olmadığını düşünürüm. Çocuklar kırıp döker diye hop oturur hop kalkarım; ama burada öyle bir hisse kapılmadım.

Odanın penceresini açtığınızda yemyeşil bir orman manzarası ve temiz havayla karşılaşmanın verdiği huzuru tarif etmek mümkün değil. Pencereyi bir açıyorsunuz odanın içi mis gibi temiz bir havayla doluyor.

Bizde bir çocuk ve bir bebek olunca odaya bebek yatağı getirdiler. Bebek yatağı dediğime bakmayın Selim illa da ben yatacağım deyince Selim’i yatırdık bebek yatağına J Temiz havadan olsa gerek normalde erkenden uyanan bebelerim o sabah bizim zorumuzla uyandılar.


Kahvaltı ve yemek menüleri hazırlanırken çocuklar ve diyet yapanları da düşünüp özel menüler hazırlamışlar. Yeşilliklerin içinde sakin sessiz orman manzarası eşliğinde yemekten çok keyif aldık.

Kahvaltıdan sonra çocukları babaanne ve dedeye bırakıp biz eşimle spa da biraz dinlenip havuzun keyfini çıkardık. Nadiren de olsa çocuklar olmadan birlikte vakit geçirebildiğimiz için önce şaşırdık ee şimdi ne yapacağız dedik; sonra bu duruma alıştık.

Otelde 2015 Dünya Lüx Spa Merkezleri Ödülü’nü almış spa merkezi var. Bunun yanı sıra Türk Hamamı, Buhar Odaları, Sauna, açık –kapalı havuzlar  ve Fin Hamamı da yer alıyor.

Hava serin olduğu için biz kapalı havuzu kullandık. Çocuklar için de kapalı havuz bulunuyor. Selim parkta koşturmayı tercih ettiği için havuza gelmek istemedi. Çünkü çocuk parkının olduğu alan yemyeşil ve bir sürü park malzemeleriyle dolu. İstediği kadar koşturdu, düştü kalktı yeniden koşturdu. Bıkmadan usanmadan oradan oraya koşturup durdu.

Alt katta kapalı mini clup bölümü vardı küçük çocukların gözetmenler eşliğinde vakit geçirmeleri için renkli geniş bir alanda. Aileler çocuklarını güvenle emanet edip rahat bir tatil yapsınlar diye…

Bunun yanı sıra otel özel bakıcı imkanı da sunuyor çocuklu ailelere. Saat ücretini ödeyerek dilediğiniz kadar bebeğinizi ya da çocuğunuzu emanet edebiliyorsunuz.

Akşam yemekten sonra bebeleri uyuttuk. Babaannemiz sağ olsun yine bize yardım etti. Çocukların yanında bekledi biz de karı koca canlı müzik dinleyip kahvemizi yudumladık. Şarkılar ve söyleyenler çok güzeldi. Hiç bitmesin istedim; ama babaannenin iyi niyetini de suistimal etmeyelim dedik.

İster çocuklu, ister çocuksuz olsun gidilebilecek çok güzel bir otel NG Sapanca. Gezi planınıza rahatlıkla ekleyebilirsiniz. Görmeniz lazım.






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...