12 Ekim 2016 Çarşamba

İNATÇI ÇOCUK YOKTUR?


2,5-3 yaş çocuklarda ‘’ben merkezciliğin’’ ve inatlaşma’’nın ortaya çıktığı hem ebeveynler hem de çocuklar için zorlu bir dönemdir. Çocuklar bu yaşlarda ‘benlik’’ bilincinin oluşmasından kaynaklı birçok farklı tepkiler gösterebilir. Avaz avaz ağlayabilir, yerlere yatabilir, öfke nöbetleri geçirebilir kışça duygu kontrolsüzlüğü yaşayabilir. Bu dönem onların kendilerini tanıma, etrafı keşfetme, sınırları öğrenme ve sınır ihlalinde neler yaşanacağını deneyimlediği bir süreçtir. Kısaca hem kendini hem yaşadığı ortamı keşfederek deneyimleme dönemidir.

Bu dönemde çocukların en çok kullandığı sözcüklerin başında; ‘’ben yapacağım’’, ‘’ben karar vereceğim’’, ‘hayır’’ gibi ben merkezci ifadeler yer alır. Çünkü artık onların da bir dünyaları olduğunun ve artık ‘’ben de varım’’ deme vaktinin geldiğinin bilincine erişmeye başlamışlardır.
Bir gün öyle kendi kendime sesli düşünüyordum. Dedim ki:
-Bugün ne pişirsem acaba?’’ Selim hemen yanıma geldi
-Bugün ben karar vereyim ne pişireceğine, benim dediğimi yiyelim’’  Böyle bir ifadeyi ilk kez duyduğum için şaşırdım. Sonrasında sıklıkla bu ‘’karar verme’’ ifadelerini sıkça kullanmaya başladı. 

Belli ki bu onun için önemli ve arkası dolu bir ifade şekliydi. Ve onun için çok önemliydi. Ben de seçenekler sundum ve onların arasından bir yemek seçebilirsin dedim. Anneyiz ya illa ki bir yerden kontrol edeceğiz. Peki aksi bir durumla karşılaşsak olay nereye varırdı? Çok da zor değil tahmin yürütmek. Çocuk kendi isteği peşinde ısrar edecek anne hayır diyerek ısrara devam edecek ve karşılıklı bir inatlaşma yarışı yaşanacaktı. Ha, ben bir anne olarak bir taviz mi verdim? Hayır sadece ona seçim yapabilme imkanı sundum.
İnatçılık, kasıtlı olarak zarar verme amacı taşır. Aslında çocuklarda görülen bu davranış şekline inatlaşma değil de ‘’tutturmak’’ desek daha yerinde bir ifade olur. Burada çocuğun amacı onu rahatsız eden bir uyaranı ortadan kaldırmaktır. Yani olumsuz bir durumu, olumluya çevirmek için çocuğun gösterdiği bir davranıştır. Bunun da temelinde yine ‘’ben de varım, benim de söz söyleme hakkım var’’ düşüncesi yatmaktadır. En başta bu bir ‘’ihtiyaç’’tan kaynaklıyor. Anne ya da babadan yeterince ilgi görememe, anne ya da babayla doyuma ulaşamama gibi nedenler yer alıyor.

ANNE- BABALAR NE YAPMALI?
Çocukların da biz yetişkinler gibi ilgi, diretme-direnme, tutturma hakları olduğunu unutmayalım. Çünkü artık onlar da bir birey ve onların da kendi düşünce sistemleri var.
Öncelikle çocuktan bahsederken ‘’ ne kadar inatçı bir çocuk’’ demek yerine ‘’ çok kararlı bir çocuk’’ demek lazım. Çünkü ilk ifade tamamen olumsuz mesaj taşırken ikinci ifade olumlu bir mesaj veriyor. Bu şekilde hem ailenin çocuğa yaklaşımında hem de çocuğun aileye yaklaşımında olumlu duygu ve düşünceler ortaya çıkar.
Bir de biz ailelerin yaptığı en büyük yanlış bazen çocukların ‘’çocuk’’ olduğunu unutup onları bir yetişkin gibi görmemizden kaynaklanan sıkıntılar var. Arada bir ‘’o daha bir çocuk ‘’ dersek sanırım pireyi deve yapmadan ve aile bireylerinde izler bırakmadan duruma açıklık getirebiliriz.
Çocuğunuz bir konu üzerinde çok mu ısrar ediyor? Ona seçenekler sunun, onun da seçme ve karar verme hakkı olsun. Böylece kendine olan güveni artar ve bu güven arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde onun sosyal bir birey olmasına katkıda bulunur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...