29 Ağustos 2016 Pazartesi

KARDEŞ FİKRİNE ALIŞTIRMA-KARDEŞ KISKANÇLIĞI


Selim 16 aylıkken başladı kreşe. Ben çalışan bir anne değildim, ne gerek vardı diyenler oldu yakın çevremden. Berlin’de yaşıyorduk o zamanlar,  ve 1 yaşından itibaren çocuklar kreşe veriliyordu anne çalışsın ya da ev hanımı olsun fark etmiyordu. Kaldı ki Selim evde durabilen bir çocuk değildi sürekli parkta vakit geçiren, dışarda olmayı seven bir çocuktu ve hala da öyle. Durum böyle olunca ben çok yoruluyordum. Biraz kendime vakit ayırmaya ihtiyaç duyuyordum. Nitekim kreşe başladı. Hepimiz kendimize vakit ayırma imkanı bulduk ve daha verimli oldu hayatımız.

2015 Temmuz sonunda Bursa’ya taşındık. Eylül ayında kreşe başladı Selim. Bir iki ay geçmemişti ki benim de kardeşim olsa demeye başladı. Nerden çıktı şimdi bu kardeş isteği diye konuyu deşince ‘’okuldaki arkadaşlarının kardeşi varmış, onun da bir kardeşi olsa iyi olurmuş’’ sonucu çıktı ortaya.
Tabi zor bir dönemden geçiyordu yaşının gereği paylaşamama sorunu gündemdeydi. Okuldaki pedegogla konuşurken ‘’bir kardeşi olsa bu durumu daha rahat atlatabilir’’ diye bir cümleyle karşılaşmıştım ki zaten hamile olduğumu söyleyince pedegog çok sevindi.
Tabi henüz gebeliğin başında olduğum için Selim’e durumu anlatmadık. Zaten sabırsız bir çocuk olduğu için 9 ay bekleyemeyeceği gün gibi ortadaydı. Gebelik ilerleyip de karnım büyümeye başlayınca ‘’ anne ne kadar çok yemek yiyorsun karnın kocaman olmuş’’ dedi. Biraz da böyle idare ettik durumu. Gebeliğin 7. Ayında artık bir kardeşi olacağını anlattık ona. Biz vereceği tepkiden ürkek ve tedirginken Selim’in ilk tepkisi karnımı öpmek oldu. Tabi ben bir ağla bir ağla sevinçten.
Doğuma bir ay kala her hafta eve postacı geldi. Kardeşi ona bir ay boyunca toplamda 4 ayrı hediye göndermişti. Bu hediyeler sayesinde aralarında daha da sıkı bir bağ kuruldu. Kardeşi olacağını öğrendiği andan itibaren uykudan önce karnımı öptü ‘’ iyi geceler kardeş’’ dedi. Her sabah uyandığında ‘’ günaydın kardeş’’ dedi. Okula giderken hem beni öptü hem karnımı öptü ‘’ güle güle kardeş’’ dedi…
Son bir buçuk ay çok zor geçti. Neden artık gelmiyor kardeşim, ben çok sıkıldım, gelsin artık, yine mi gelmedi, o zaman doktora gidelim çıkartsınlar kardeşimi  ve bunun gibi sabırsızlık içeren ifadelere cevaplar vererek geçti son zamanlarımız. Artık karnıma ağzını koyup’’ kardeş gel artık çok sıkıldım ben’’ demeye başlamıştı.
Birlikte isimler aradık, acaba kardeşinin adı ne olsa dedik. Bazen anlamsız isimler de bulduk: çıkıdık, tököz vb… Gittiği kreşin adı ipekyolu’ydu ve kurucularından biri de İpek hanımdı. Selim bir gün ‘’İpek Hanım olsun’’ dedi. Oğlum sadece İpek olsun dedik hayır İpek Hanım olsun dedi. Çünkü kreşini ve İpek hanımı çok seviyordu. Sonuç olarak adını da İpek koyduk kızımızın.
Bursa’ya yeni taşındığımız ve tanıdığımız olmadığı için ani bir doğum esnasında ne yaparız diye düşündük aylarca kara kara. Gecenin bir yarısı doğum başlasa Selim’le birlikte hastanede sabahlama ihtimali kaygılandırdı bizi. Normal doğum bu ne zaman olacağı belli olmaz. Neyse ki Selim kreşteyken kardeşi doğmuştu. Kreşten hastaneye geldiğinde gayet olaya hakimdi. Sanki hayatında bir değişiklik olmamıştı. Hemen kardeşinin yanına gitti. Sevinçten ağzı kulaklarında, kardeşini öpmek istiyor, saçlarını, ellerini seviyordu. Hayırlı olsuna gelen arkadaşlarımıza kardeşini elletmiyordu. ‘’ o daha çok küçük ellemeyin, o benim kardeşim sizin değil ‘’ diyerek ilk abiliğini gösterdi. Kendiliğinden kardeşini sahiplenmişti. Ve bunu kimse ona öğretmedi tamamen içinden geldiği gibi davranmıştı. Bu manzara bizi çok rahatlattı ve hafifletti.
Artık kardeşini ‘’abisinin civcivi’’ diye sevmeye başladı. İpek ağladığında ‘’anneee kardeşimin karnı acıktı süt içmek istiyor herhalde, herhalde kaka yaptı poposu acıyor, uykusu geldi ondan ağlıyor dimi anne vb..’’ gibi çıkarımlarda bulunuyor. Kardeşi ağladığında emzik veriyor. Biz de anne baba olarak Selim’i olayların dışında tutmuyoruz. Bazen bez getirmesini istiyoruz, bazen abisi bak seninle oynamak istiyor, abisi kardeşin seni çok özlemiş sen kreşteyken vb… diyoruz. Bazen de onları kısa bir süre yalnız bırakıyoruz ve ağlarsa emziğini vermesini söyleyip diğer odalara gidip durumu kontrol ediyoruz.
Ben bebeği emzirirken başka bir odaya gitmiyorum, Selim’in yanında yaşıyoruz her anını. Bazen de bebeği yıkarken Selim’den yardım istiyoruz. Abiyle birlikte
oyun oynarken bebeği de yere yatırıp oyuna dahil ediyoruz…
Fakat anne baba dışında üçüncü bir kişi tanıdık olsun ya da olmasın bebeği seveceği zaman Selim dikkat çekmeye çalışıyor. Bu dikkat çekme ya soru yağmuruna tutma ya da şımarık hallere girme davranışıyla kendini gösteriyor.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da şu: malum yeni bir bebek dünyaya geldi ve etraftan onu görmeye gelenler oluyor. Gelen misafirler genelde sadece bebeğe hediyeler getirir. Abiyi unuturlar. Çok şükür bizde durum böyle olmadı. Bebeğe hediye getirenler abiyi de unutmamışlardı. Bunun için de ekstra bir kıskançlık ortamı yaratılmadığı için ortaya bir sıkıntı çıkmadı.

Aslında çocuklar kıskanç olmuyorlar. Etrafın ilgisi ve davranışlarına göre ortaya çıkan ya da çıkmayan bir durum oluyor bu kıskançlık mevzusu. Sizler de durum nasıl oldu? Bizimle paylaşır mısınız kardeş hikayenizi? Sevgiyle kalın…

SULU KÖFTE TARİFİ


KÖFTE İÇİN GEREKLİ MALZEMELER
Yarım kilo kıyma
Yarım çay bardağı ince bulgur
Yarım çay bardağı kırık pirinç
1 adet kuru soğan rendesi
2 diş sarımsak rendesi
1 yemek kaşığı biber salçası
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı kimyon

DİĞER MALZEMELER
1 adet küp şeklinde doğranmış havuç
1 adet yemeklik doğranmış kuru soğan
1 adet domates rendesi
2 orta boy küp şeklinde doğranmış patates
5 su bardağı su
1 yemek kaşığı un
Yarım çay kaşığı karabiber
Yarım çay kaşığı kimyon
1 tatlı kaşığı tuz
3-4 yemek kaşığı sıvıyağ

HAZIRLANIŞI
Derin bir kabın içine köfte malzemelerini koyup köfteyi yoğurun.
Arada bir elinizi ıslatarak küçük köfteler yapın.
Bir tepsinin içine unu koyup yuvarladığınız küçük köfteleri tepsiye koyun.
Köftelerin her tarafını una bulayın.
Başka bir tencerenin içine sıvıyağ koyup yemeklik doğradığınız soğanları kavurun.
Rendelenmiş domatesi ilave edin, ardından salçayı koyup bir iki dakika kavurun.
Havucu ve suyu ekleyip 10 dakika orta ateşte pişirin.
Sonrasında patatesleri ve köfteleri ilave edin.
Baharatları da koyduktan sonra yaklaşık 20 dakika kısık ateşte pişirin.
Afiyet olsun.

27 Ağustos 2016 Cumartesi

KIYMALI PİDE TARİFİ


MALZEMELER
8 buçuk su bardağı un
2 su bardağı ılık süt
1 paket yaş maya ( ya da 1 paket kuru maya )
1 yemek kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı tuz
1 çay bardağı Ayçiçek yağı
1 su bardağı ılık su

KIYMALI İÇ HARÇ İÇİN
500 gram köftelik kıyma
1 adet kuru soğan
2 adet yeşil biber
1 yemek kaşığı biber salçası
Yarım demet maydanoz
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı karabiber
2 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı tuz

ÜZERİ İÇİN
2 yumurta sarısı


HAZIRLANIŞI
Çukur bir kabın içine unu ve tuzu koyup karıştırın.
Unun ortasını havuz şeklinde açın ve içine süt, maya ve şekeri koyun.
Hamurun ortasında mayayı eritene dek karıştırın.
Maya eridikten sonra yağı ve suyu ilave edin.
Ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar yoğurun. Eğer hamurunuz elinize yapışıyorsa az bir un ekleyin. Hamur yumuşak olmasına dikkat edin.
Fazla un koyarsanız sert bir hamur elde edersiniz ki bunu istemeyiz.
Yoğurduğunuz hamurun üzerini streç filmle kapatıp 1 saat mayalanması için bekletin.

Hamurunuz mayalanırken kıymalı iç harcı hazırlayın.
Soğan, sarımsak ve biberleri rondoda çekin.
Bütün iç harç malzemelerini bir kaba koyup yoğurun.
Yoğurma işlemi bittikten sonra üzerini kapatıp buzdolabında bir saat bekletin.

Mayalanan hamuru birkaç saniye yoğurduktan sonra küçük bezeler koparın.
Merdane yardımıyla ince uzun bir şekilde hamurunuzu açın.
Hamur ne çok uzun ne de çok ince olmasın…
Hamurun üzerine kıymalı harçtan koyup kenarlarını dışardan içe doğru elinizle kıvırın.
Kıvırma işlemine uç kenarlardan başlayın. Daha sonra yanları kıvırın.
Kıymalı iç harcı yerleştirdikten sonra hamura ve kıymalı iç harca elinizle bastırın.
Sonrasında hamurların üzerine bir fırça yardımıyla yumurta sarısı sürün.
Önceden ısıtılmış 225 derece fırında alt-üst ayarda üzeri kızarana dek pişirin.
Afiyet olsun.


NOT: Kullanılan su bardağı ölçüsü herkeste farklı olabilir. Bu nedenle un miktarını artırıp azaltabilirsiniz. Burada dikkat edilmesi; ele yapışmayacak yumuşak bir hamur elde etmektir.
-Hamur bir saat mayalandıktan sonra 2-3 dakika daha yoğurulup havasını almanız önemli bir konu. Eğer tekrar yoğurmazsanız hamur mayalanıp kabarmaya devam ediyor.
-Kıymalı iç harcı yerleştirdikten sonra hamura ve kıymalı iç harca elinizle bastırın.
-Kullandığınız kıymanın yağı fazla olursa pişerken kıymalar fırında pişerken küçülüyor. Bunu önlemek için her pideye daha fazla iç malzeme kullanmanız gerekir.


26 Ağustos 2016 Cuma

YASAL UYARI!..

Son günlerde bazı  internet sitelerinin,  izinsiz bir şekilde ve kaynak belirtmeksizin fotoğraflarımı kullandığını üzülerek görmekteyim. Hukuka, ahlaka ve meslek ilkelerine aykırı olan bu türden “emek hırsızlığı” girişimlerinin devam etmesi durumunda, söz konusu gazete, dergi ve internet siteleri hakkında yasal işlem başlatılacağını ve bugüne kadar bu eylemleri gerçekleştirenlere ilişkin yasal süreç işletme hakkımızın saklı olduğunu ilgililere duyururuz.

İçerik hırsızlığı, bir internet sitesinin ya da üyesinin; size ait bir yazıyı izniniz dışında bir başka internet sitesinde kullanmasına verilen isimdir. Özellikle blog yazarlarının ikinci sınıf bir bloğa sahip olduğu düşüncesi, bu tarz bloglardan içerik hırsızlığı yapılmasını meşru kılmıştır. Ancak bilinmelidir ki, ister basit bir blog olsun isterse milyonlarca takipçiye sahip bir site olsun; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre içerik hırsızlığı, cezai işlemlerle ve hukuki düzenlemelerle korunmaktadır.

İçeriğinizin size özgü olduğunu belli edin!

Yazdığınız bir yazının sizden başka bir yerde kullanılmasını istemiyorsanız, yapmanız gereken ilk şey; bloğunuzdaki yazıların özel ve başka yerde kullanılmaması gerektiğini göstermenizdir. Bunun için blog adresinin kime ait olduğu bilinmesi gerekiyor ve yazdığınız her yazının içinde yazının gerçek sahibinin kim olduğuna dair işaretler gösterilmesi gerekiyor. Örneğin; yazınızda bir alıntı varsa bunu kaynak olarak belirtmeniz ya da yazı sonuna kendi adınızı, sloganınızı eklemeniz yeterlidir.

İçerik hırsızlığı durumunda haklı çıkmanızı sağlayacak yöntem

İçeriğiniz çalındıktan sonra yayımlayan blog sitesine mail veya yorum yoluyla kaldırmasını rica edebilirsiniz ancak bu etkili olacak mıdır bilinmez. Ben şuan hukuki sürecin gereği 50'ye yakın internet sitesi ve blog sayfasına uyarı mesajı gönderiyorum. Hemen ardın hukuki süreç başlatılacaktır.

İçerik hırsızlığı yapan site Blogspot ise; Blogger Spam İhbar sayfası ile bildirimde bulunabilirsiniz ve Google, bu içeriği kısa sürede kaldırmaktadır.
Eğer içerik hırsızlığı yapan site de Google reklamları varsa; Adsense Kural İhlali Bildirme sayfasından ihbar ederek; Adsense kazançlarının önüne geçebilirsiniz.
En basit yöntem ise; Google tarafından cezalandırılmaktadır. Google Spam İhbar sayfası ile yapacağınız şikayetler, en kalıcı çözümdür. Çünkü arama sonuçlarında çıkışı, kesinlikle olmayacaktır.

Ama zaman gelecek ki, bu durumlar size çözüm olmayacak ve yasal yaptırımlar isteyeceksiniz. İşte bunun için haklı çıkmanızı sağlayacak tek yöntem; sitenizdeki yazının size ait olduğunu yasal olarak kanıtlamaktır. 

25 Ağustos 2016 Perşembe

KARPUZLU SMOOTHİE TARİFİ


MALZEMELER
2-3 dilim karpuz
4-5 küp buz parçası
2 top vanilyalı dondurma

HAZIRLANIŞI
Buz parçalarını birkaç saniye blender’da çekin. Çekirdekleri ayıklanmış karpuz dilimlerini de ekleyip püre kıvamına getirin.
Son olarak vanilyalı dondurmayı da ekleyip birkaç saniye daha blender’dan geçirin.

NOT: Karpuzları fazla sulandırmamaya özen gösterin hafif püreli bir kıvamda bırakın.
Afiyet olsun.

24 Ağustos 2016 Çarşamba

ZENCEFİLLİ SOĞUK ÇAY


MALZEMELER
1 adet limon
Taze zencefil
3-4 yaprak nane
2 adet karanfil
1 yemek kaşığı bal


HAZIRLANIŞI
1 litre suyu suyu kaynatıp ılımaya bırakın.
Ilıtılmış suyun içine 3-4 parça taze zencefil doğrayıp atın.
Bir limonu güzelce yıkayıp ortadan ikiye kesip suyun içine ekleyin.
Taze nane yaprakları, bal ve karanfili de ekledikten sonra iyice karıştırıp soğuması için bir saat buzdolabında bekletin.
Dolaptan çıkardıktan sonra bütün malzemeyi süzüp servise sunun. Şekerli olmasın isterseniz bal eklemeyin.
Afiyet olsun.

NOT: Soğuk çayınızın tadının acı olmaması için malzemeleri suyun içinde bir saatten fazla bekletmeden,çayınızı süzün.

23 Ağustos 2016 Salı

KADINBUDU KÖFTE


Herkese merhaba; çok uzun zaman oldu bloğuma yeni post yazmayalı. Geçirdiğimiz bu süreçte birçok yenilik oldu hayatımızda. Bursa’ya taşındık bir yıl oldu taşınalı, Selim’in bir kız kardeşi oldu. Adını İpek koydu abisi, şuan iki aylık oldu. Zor bir gebelik dönemi geçirdim. Şimdi biri kız biri erkek iki çocuklu bir anne oldum J
Gebelikte çok endişeliydim: iki çocuklu hayat beni kaygıya sürüklüyordu. Doğumdan sonra anladım ki tek çocuk, iki çocuktan daha zormuş. Bunu iki aylık tecrübeme dayanarak söylüyorum. İleriki günlerde nasıl olur bilemiyorum. İkinci çocuğum farklı cinsiyette olmasından mıdır bilemiyorum; ama kıskançlık krizleri ya da yeni kardeş travması yaşamadık çok şükür.
İşte kısaca görüşemediğimiz sürecin özeti tam da bu… Gelelim kadınbudu köfte tarifine. Selim 3,5 yaşının son aylarında. Yaşıtları olan diğer çocuklar nasıl bilmiyorum ; ama benim oğlum et yemiyor. Et yerine köfte çeşitleriyle o açığı kapatmaya çalışıyorum. Bazen köfteler sert olduğunda da ‘’beğenmedim ben bunu  çok sert ‘’ diyerek yine yemiyor. Ben de değişik köfte çeşitleri yapmaya çalışıyorum. Bu tarifteki köfte tam da Selim’in istediği gibi olduğu için bizim mutfağın temel tarifleri arasında yerini almış bir yemek . Umarım sizin çocuklarınız da severek ve iştahla yer bu lezzetli köfteleri. Hadi o zaman tarife bir göz atalım.

MALZEMELER
500 gram yağsız dana kıyma
1 yumurta
1 adet büyük boy kuru soğan
Yarım demet maydanoz
3 çorba kaşığı pirinç
1 diş sarımsak
Kızartmak için sıvı yağ
Tuz
Karabiber
Kimyon

DIŞ KAPLAMA İÇİN MALZEMELER
2 adet yumurta
Galeta unu


HAZIRLANIŞI
Pirinci 1,5 su bardağı suyun içinde, suyu tamamen çekilene kadar haşlayın.
Soğanları rendeleyin ve kıymanın yarısı ile birlikte suyunu çekene kadar kavurun.
Kavrulan kıyma ve soğanı çukur bir kabın içine alın.
İnce kıyılmış maydanoz, rendelenmiş sarımsak, 1 yumurta ve  baharatları daha önce kavrulan kıymalı soğanlı karışımın üzerine koyun.
Bütün malzemeyi iyice yoğurun.
En son olarak haşlanmış pirinci de ilave edin. Fazla zedelemeden parmak uçlarıyla son bir kez daha yoğurun.
Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp avuç içinde yuvarlayarak şekil verin.
Şekil verdiğiniz köfteleri önce galeta ununa , sonra çırpılmış yumurtaya bulayın.
 Kızgın yağda kızartın. Kızarttığınız köfteleri,  yağını çekmesi için kağıt havlu olan bir kaba alın. Yanında elma dilimli patates kızartması ile servise sunun.
Afiyet olsun.

NOT: Köfteler yumuşak olduğu için şekil vermek biraz zor olabiliyor. Yumuşak bir kıvamda olmasına rağmen kızartırken asla dağılma ya da parçalanma olmuyor. Aksine şekli ve dokusu çok güzel oluyor.

MUZLU SMOOTHİE



MALZEMELER
1 yemek kaşığı bal
2 su bardağı yağlı soğuk süt
2 orta boy olgunlaşmış muz
Yarım çay kaşığı tarçın
2-3 parça buz

HAZIRLANIŞI
Muz dilimleyin ve buz hariç diğer bütün malzemeleri blender ile iyice karıştırın
Karışıma son buz parçalarını koyup 5-10 saniye daha karıştırıp servise sunun.
Afiyet olsun.


NOT: Muzu soyduktan sonra üzerindeki ipliksi dokuyu iyice çıkardığınızdan emin olun. Aksi takdirde bu iplikçikler acı bir tat bırakabiliyor.

22 Ağustos 2016 Pazartesi

İZMİR KÖFTE



MALZEMELER
500 gram kilo kıyma
1 adet rendelenmiş kuru soğan
2 diş rendelenmiş sarımsak
1 çay bardağı galeta unu
1 adet yumurta
Yarım bağ doğranmış maydanoz
Tuz, Karabiber, kimyon
3 tane patates
2 tane domates
3 tane sivri biber
Bir yemek kaşığı domates salçası
1 su bardağı sıcak su
Kızartmak için sıvı yağ


HAZIRLANIŞI
Bir kabın içine rendelenmiş kuru soğan ve sarımsağı koyun. İnce kıyılmış maydanozları ekleyin.
Kıyma, yumurta, salça, galeta unu ve baharatları da ekleyip iyice yoğurun.
En az bir saat ağzı kapalı şekilde buzdolabında bekletin.
Daha sonra ince uzun şekiller yapın.
Az miktarda sıvıyağda doğranmış patatesleri yarı pişmiş bir şekilde kızartın.
Patateslerin ardından köfteleri de yarı pişmiş şekilde kızartın.
Fırın tepsisinin içine bir patates bir köfte olacak şekilde yan yana dizin.
Salçanın içine 1 su bardağı sıcak su koyup salçayı eritin ve tepsinin üzerine dökün.
Köftelerin üzerine dörde doğranmış domatesleri ve tüm biberleri koyup 220 derece fırında 25-30 dakika pişirin. Afiyet olsun.

21 Ağustos 2016 Pazar

BAŞLARIM ŞİMDİ ANNELİĞE / ŞERMİN ÇARKACI


Ben bir köyde büyüdüm. Bebeklerin tavandan sarkan bez salıncaklarda uyumaya bırakıldığı, o salıncağa bağlanan ve kolay sallanmasını sağlayan ince çoraplarla annelerin yattıkları yerden bebeklerini salladığı, kız çocuklarının kulaklarının ucu yakılmış iğneyle delindiği ve kapanmasın diye beyaz bir ip parçasının küpe niyetine takılı bırakıldığı, ablanın, abinin ya da komşunun çocuğunun küçülen kıyafetlerinin saklandığı, o çamaşırların soba borusunun üstüne takılan askılıkta kurutulduğu, diş çıkartan çocukların ağzına kemirsin; ama koparamasın diye turşu biberi ya da yeşil soğan verildiği, kreşin olmadığı; ama onun yerine babaanne, anneanne, komşu anne gibi gayri resmi kurumların olduğu, bebeklerin yemek yemeye başlar başlamaz aile sofrasına oturtulduğu ve herkes ne yiyorsa onu yediği, daldan düşen olgunlaşmış meyvenin suyunu emerek kendi meyve suyunu kendisinin sıktığı, çocukların küvette değil de leğende yıkandığı ve ‘’ sular aşağı kızım yukarı’’ diye garip bir temenniyle sudan medet umulduğu, yürümeyi kendi evinin bahçesinde öğrendiği, boy cetvellerinin yerini kapıya atılan çentiklerin tuttuğu, bayram akşamları avuçlarımıza kına konduğu, bugün doktorların ‘’uyaran’’ diye tabir ettiği ve ‘’ bir çocuk ne kadar çok yaran alırsa o kadar iyidir’’ dedikleri o uyaranların kendi dünyamızın çakıl taşları, tozlu yolları, yıkanmadan yenen meyveleri olduğu, yere düşen bir yiyeceğin üstündeki bakterileri üfleyerek yok edebileceğimize inanacak kadar saf, akşam ezanı duyana kadar özgür olduğumuz bir dünyadan bahsediyorum.


Herkesin erkenden evlendiği ve çocuk sahibi olduğu bu dünyada büyümüş olmak aile büyüklerini, daha da büyük aile büyüklerini tanıyabilme fırsatı sundu bana. Bu yüzden anneannemin annesi, dedemin annesi ve babasından hikayeler ve hikaye gibi yaşanmışlıklar dinleyebilme şansım oldu.
Büyük ninemizin 13 yaşında ilk çocuğunu dünyaya getirdiğini öğrendim örneğin. Küçücük bir çocukken yaşadığı bu travma yetmiyormuş gibi, daha büyüğü ile karşılaşmış ve ilk bebeğini kaybetmiş. Küçüktüm, dedi, bebek öldü dediler. Oturdum bahçede ağladım. Kayınvalidem geldi, yüzüme bir tokat attı, öyle her şeye ağlanmaz, dedi, kalktım işime baktım, bir daha ömrüm boyunca hiçbir şeye ağlamadım, dedi. Şimdi düşünüyorum, doğru neden ağlasın ki, insan buna da ağlamayacaksa neye, neden ağlasın ki?

Bu kitapta böyle bir hikayeye yer yoktu elbette. Fakat bakıyorum, bu hikaye 70 yıl öncesine ait. 70 yıl önce çocuk, hayatın içinde bu kadar değersiz görülüyordu. Sonra yavaş yavaş ailenin içinde bir birey olarak yerini aldı. Şu günlerdeyse birey olmanın tadı biraz kaçtı gibi. Pek çok aileyi, anne babalar değil, çocuklar yönetiyor. Öyle aileler var ki, ebeveynler ipleri çocuklarının ellerinde dolaşık duran kuklalar gibi. Onlar ne isterse o oluyor, onlar nereye gitmek isterse oraya gidiliyor, evde ne pişeceğine, televizyonda ne izleneceğine çocuklar karar veriyor.


Bakmayın masum durduklarına, boşluğu gördükleri anda sistemi ele geçirecek kadar sinsiler aslında. Çocuğuma değer vereceğim, ona kendini değerli hissettireceğim, öz güvenli çocuklar yetiştireceğim derken kantarın topuzunu biraz kaçırıyoruz galiba.

Birden bire üç çocuk sahibi olan eski zaman anneleri gibi hissediyorum bazen kendimi. Sonra o kahraman kadınları düşünüyorum. O kadar imkansızlıklar içinde nasıl bakmışlar o kadar çocuğa, nasıl yetişmişler, hem tarlada çalışıp, hem evin işini yapıp, çamaşır makinası, bulaşık makinası ve bilimum alet edevat yokken nasıl insan yetiştirmişler, düşününce hayretler içerisinde kalıyorum.
Geçenlerde bir arkadaşımla konuştuk, on arkadaşı on kardeşin en küçüğüymüş. Dedim ki, nasıl bakıp, nasıl yetişti o anne o kadar çocuğa? Senin benim gibi bakmamışlardır, ekmeğin üstüne yağ sürüp göndermiştir sokağa dedi. Durdum düşündüm, dedim ki, iyi de şekerim bir dilim ekmek yağlamak var, on dilim ekmek yağlamak var! 


İşte böyle. Bizden iki nesil önceki o annelerle bizi kıyaslamaktan kendimi alamıyorum. Çoğu zaman kendi çocukluğumla modern dünya arasında sıkışıp kaldığım anlar oldu. Sonra en doğrusunun içimden ne geliyorsa, en doğru gördüğüm neyse o olacağına kanaat getirdim. Hala çocuklarla ilgili sorunla karşılaştığımda uzmanlar ne diyor bir ona bakıyorum, babaannem-anneannem ne diyor bir de onlara danışıyorum, sonra bir de kalbime soruyorum, sen ne dersin diye.

Öyle demeyin, annelerin kalbi konuşur. Benimki konuşuyor ve şimdi şunları söyledi: Söyle o yeni annelere, sakin olsunlar ve tadını kaçırmasınlar. Çocuk yapmanın da bakmanın da…

ŞERMİN ÇARKACI
Ankara, Nisan 2014

19 Ağustos 2016 Cuma

SİMİT POĞAÇA




MALZEMELER
1 su bardağı ılık su
1 çay bardağı ılık süt
1 çardağı Ayçiçek yağı
Yarım paket yaş maya
1 tatlı kaşığı tuz
2 yemek kaşığı şeker
5 buçuk su bardağı elenmiş un
Kaşar peyniri
Sucuk

ÜZERİ İÇİN
1 yemek kaşığı pekmez
Yarım çay bardağı su
Yaklaşık 1 su bardağı kavrulmuş susam


HAZIRLANIŞI
Çukur bir kabın içine mayayı parçalayarak koyun. Sırasıyla şeker, su, sıvıyağ, süt ve tuzu ekleyip maya eriyene dek karıştırın.
Son olarak elenmiş unu ekleyip yumuşak bir hamur elde edene dek yoğurun.
Yoğurduğunuz hamurun üzerini kapatıp mayalanması için yarım saat bekletin.
Mayalanan hamurunuzu dokuz eşit parçaya ayırın.
Her bir parçayı elinizle yuvarlak biçimde açıp içine kaşar peyniri ve sucuk dilimleri koyun.
Poğaçaların iki ucunu birleştirip iyice kapatın.
Kapattığınız  yeri aşağıya getirin.
Suyla pekmezi karıştırın.
Bütün poğaçaları yaptıktan sonra önce pekmeze sonra susama batırıp yarım saat tepside bekletin.
Hazırladığınız poğaçaların üzerine bıçakla kesikler atın.
Önceden ısınmış 200 derece alt-üst ayarlı fırında 25-30 dakika pişirin. Afiyet olsun.



17 Ağustos 2016 Çarşamba

ÇOCUĞUNUZA SINIR KOYMA / ROBERT J. MACKENZİE



ÇOCUĞUNUZA SINIR KOYMA / ROBERT  J. MACKENZİE
‘’Sorumluluk Sahibi, Bağımsız Çocuklar Yetiştirmek İçin Anlaşılır Sınırlar Koymak’’

Bu ebeveynler için hazırlanmış bir kitaptır. Ama çocuklarla daha iyi iletişim koymak isteyen herkese yöneliktir. Kitapta geçen yöntemler farklı durumlara uygulanabilir.
Ebeveynlerin, bir kural ve beklentiyi öğretebilmek için kullandıkları sürece ‘’sınır koyma’’ denir. Ebeveynlerin tümü bunu yapar. Aile, toplum ve kültürümüzün kurallarını bu şekilde öğretiriz. Bazı ebeveynler bu eğitimi ağır cezalarla verir. Bazıları da yumuşak yöntemler kullanarak hatırlatma ve ikna etme yolunu seçer. Bu iki yöntem arasında gidip gelen ebeveynler de vardır. Bazıları da net ve açık mesajlar verir, çocuklarının tepkilerini izler ve etkili bir şekilde müdahale eder.
Yöntemler farklı olabilir; ama mesajımızı vermek için aynı araçları kullanırız: sözleri ve davranışları. İkisi de kuralların ne olduğunu anlatır; ama pek çoğumuz, söylediklerimize önem veririz. Bu iki mesajdan biri net değilse iletişimde kopukluk olur.

1.SINIRLAR NEDEN ÖNEMLİDİR?
-Sınırlar, çocukların hem kendilerini hem de yaşadıkları ortamı kavramalarını sağlar; onlara keşif ve öğrenme fırsatı sağlar.

2.EBEVEYNLER KURALLARI NASIL ÖĞRETİR?
-Sözleriniz, davranışlarınızla desteklenirse çocuklar, kurallar ve beklentiler hakkında net mesajlar alırlar.

3.ÇOCUKLAR KURALLARINIZI NASIL ÖĞRENİR?
-Net mesajlar ve etkin davranışlar, derslerimizi öğretmenin en iyi yoludur.

4.AİLE DANSI
-Aile Dansları; nesilden nesile geçen iletişim, problem çözme süreçlerinin yıkıcı modellerini oluşturur.

5.SINIRLARINIZ SERT Mİ, YUMUŞAK MI?
-Yumuşak sınırlar karmaşık mesajlar iletir, sert sınırlar çocuğu yanlış yönlendirebilir.

6.DANS PİSTİNDEN İNMEK
-Başlangıçta, ne kadar net mesajlar verirseniz verin, sizi zorlamaya ve dansa çekmeye çalışacaklardır.

7.TEŞVİK ETME: İŞBİRLİĞİNİN DİLİ
-Kullandığınız mesaj türü, kullandığınız sınır türüyle doğrudan ilişkilidir.

8. SORUN ÇÖZME BECERİLERİNİ ÖĞRETME
-Sınırlı seçenekler verme yöntemi, çocuklara sorumluluğu ve karar vermeyi öğreten çok etkili bir yöntemdir.

9.KURALLARINIZI SONUÇLARLA DESTEKLEME
-Sözlerinizle davranışlarınız arasındaki tutarlılık devam ettikçe sınırlarınızın daha az zorlandığına ve sonuçlara katlanma yöntemine daha az başvurduğunuza şahit olacaksınız.

10.ERGENLERE SINIR KOYMA
-Ergenler, her zamanki gibi kesin sınırlar içinde olmalıdır; ama o sınırlar içinde keşfetme ve deneme sürecini yaşayacak esnekliğe de ihtiyaçları vardır.

11.HİPERAKTİVİTE VE DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN ÇOCUKLARA YARDIMCI OLMA
-ADD’li çocuklar; kendini kontrol etme, stresle başa çıkma, sorun çözme gibi sosyal becerilerde de destek isterler.

12.EV İŞLERİ
-Kesin sınırlar, çocuklara ev işleri yapma sorumluluğu kazandırır.

13.EV ÖDEVİ DANSI
-Ödevlerin sistemli bir şekilde yapılabilmesi için ebeveynlerin, öğretmenlerin ve çocukların birarada hareket etmesi gerekir.

14.DEĞİŞİME HAZIRLANMAK
-Değiştiğinizi ya da değişeceğinizi söylemek, çocukların inandığı şeyleri değiştirmeye yetmez. Değişimin gerçek olduğunu görmeleri gerekir.


-

YALANCI TAVUK GÖĞSÜ


MALZEMELER
125 gram tereyağı
1 litre süt
1 su bardağı un
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya



HAZIRLANIŞI
Bir tencerenin içine tereyağını koyup erittikten sonra unu ekleyip kavurun.
Ardından sütü ve şekeri ekleyip sürekli karıştırın.
Hazırladığınız karışım kaynayıp kıvam aldıktan sonra ocaktan indirin.
Vanilyayı ekleyip mikserle 5-10 dakika sürekli karıştırın.
Servis tepsisini suyla yıkayın, tepsiyi kurulamadan bütün malzemeyi tepsiye dökün.
Üzerine dilerseniz tarçın, Hindistan cevizi ya da fındık döküp servis edebilirsiniz.
Dilimleyerek servise sunun.
NOT: Buzdolabında en az 3 saat bekletin.
Afiyet olsun.





15 Ağustos 2016 Pazartesi

AVCI BÖREĞİ


MALZEMELER
5 adet yufka
Galeta unu
2 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı
5 yemek kaşığı süt

İÇ HARCI İÇİN
200 gram kıyma
Yarım bağ maydanoz
Yarım çay bardağı köftelik bulgur
Yarım su bardağı dövülmüş ceviz
1 yemek kaşığı biber salçası
Yarım çay bardağı su
2 adet kuru soğan
Tuz, karabiber, kimyon
Sıvıyağ



HAZIRLANIŞI
Soğanları küçük küçük doğrayıp kıymayla kavurun.
Salçayı ekleyip kavurduktan sonra bulguru ve yarım çay bardağı suyu da ekleyin.
Piştikten sonra ceviz, baharat ve maydanozları ekleyip karıştırıp bir kenarda bekletin.
Tereyağını eritip sütle karıştırın.
Yufkayı tamamen açıp bir fırça ile her yerine eritilmiş tereyağı ve sütlü karışımı sürün.
Ardından yufkayı ortadan ikiye katlayın ve dört eşit üçgenler elde edecek şekilde kesin.
Bu katlama ve yağlama işlemini bütün yufkalara uygulayın.
Her bir parçanın geniş kenarına kıymalı içten koyup sigara böreği sarar gibi (ama sigara böreğinden daha geniş olacak şekilde sarın.)
Sonra suyu az açıp çeşmenin atına tutun.
Suyunu hafifçe sıkıp direk galeta ununa bulayıp öyle pişirin.
Önceden ısıtılmış alt-üst ayarlı 200 derece fırında üzeri kızarana dek pişirin.
İsterseniz derin yağda altın sarısı renk alıncaya kadar da kızartarak servise sunabilirsiniz.

NOT: Eğer buzluğa kaldırıp daha sonra çıkarmak isterseniz, börekleri sardıktan sonra galeta ununa bulamadan buzluğa koyabilirsiniz. Çıkardıktan sonra buzu çözülene kadar bekleyin.
Afiyet olsun.

14 Ağustos 2016 Pazar

CEVİZLİ SARMA TATLISI



MALZEMELER
10 adet baklavalık yufka
200 gram dövülmüş ceviz
4 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı
1 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı su


HAZIRLANIŞI
Yufkalardan birini düz bir zemine serin ve üzerine fırçayla tereyağı sürün, ardından yufkanın geniş tarafını ince bir oklavayla bir kez çevirin, kalan kısmına ceviz serpip oklavayla yufkanın tamamını sarın. İki tarafından büzün ve oklavayı çıkartın.
Ortadan ikiye kesin ve her parçayı gül şekli vererek sarın. Diğer baklavalık yufkaları da aynı şekilde hazırlayın.
Üzerlerine eritilmiş tereyağı sürün.
Önceden ısıtılmış 150 derecelik fırında 30 dakika pişirin.
Bir sos tenceresinde toz şekeri ve suyu, toz şeker eriyene kadar karıştırın.


NOT:Sıcak tatlının üzerine sıcak şerbeti gezdirin ve servis edin.
Afiyet olsun.

12 Ağustos 2016 Cuma

PASTANE AÇMASI TARİFİ



MALZEMELER
Yarım paket yaş maya (ya da 2 yemek kaşığı kuru maya )
1 su bardağı ılık su
1 su bardağı ılık süt
1 su bardağı Ayçiçek yağı
Yarım su bardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
6 su bardağı elenmiş un ( hamur elinize yapışırsa 2 yemek kaşığı daha un ekleyebilirsiniz )
Üzeri için:
1 yemek kaşığı tereyağı ( ya da 1 yemek kaşığı Ayçiçek yağı )
1 tane yumurta sarısı
1 yemek kaşığı Ayçiçek yağı
1 çay kaşığı toz şeker
Çörekotu ya da susam
NOT: Bütün malzemeler ılık olmalı…



HAZIRLANIŞI
Çukur bir kabın içine sıvı malzemeleri ve yaş mayayı koyun. ( Eğer toz maya kullanacaksanız süt, şeker, su ve yaş mayayı koyup 5 dakika bekleyip daha sonra diğer malzemeleri ekleyin ).
Ardından tuzu ve unu azar azar ekleyin ve yoğurun.
Ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar yoğurun. Sonrasında en az 5 dakika daha yoğurmanız gerekiyor.
Hamurun üzerini yoğurt mayalar gibi örtüp 1 saat dinlendirin.
Elinizi yağlayıp mayalanan hamurunuzdan parçalar koparın.
Elinizle hamuru açıp uzatın. Döndürüp şekil verin.
Tepsiye yağlı kağıt serin ve hamurları tepsiye dizin.
Üzerine fırça ile eritilmiş tereyağı ( ya da 1 yemek kaşığı Ayçiçek yağı ) sürün.
30 dakika daha tepside mayalanması için bekletin.
Sonra hamurların üzerine yumurta sarısı ve sürün. İsteğe göre çörekotu da atabilirsiniz.
Önceden ısıtılmış 200 derece fırında alt-üst ayarda 20-25 dakika pişirin.
Afiyet olsun.

11 Ağustos 2016 Perşembe

FIRIN SÜTLAÇ



MALZEMELER
Yarım su bardağı pirinç
1,5 su bardağı su
5 su bardağı süt
3 yemek kaşığı pirinç unu
1 yemek kaşığı nişasta
1 paket vanilya
1 buçuk su bardağı toz şeker

HAZIRLANIŞI
Nişasta, pirinç unu, vanilya ve şekeri bir kapta karıştırın, içerisine sütü yavaş yavaş ekleyerek homojen bir kıvam alıncaya kadar çırpın.
Pirinci ayıklayın ve 1,5 bardak suda haşlayın, suyunu çekip yumuşayınca hazırladığınız sütlü karışımı pirince ekleyin ve kaynayana kadar sürekli karıştırın.
Sütlacı kaselere paylaştırarak fırın tepsisine koyun ve biraz ılımasını bekleyin.
Fırın tepsisine kâselerin yarısına gelinceye kadar su ilave edin.
Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar 15-20 dakika pişirin ve soğuk servis edin.
Afiyet olsun...



NOT: Tarif Arda’nın Mutfağı’ndan alınmıştır.

2 Ağustos 2016 Salı

İNCİR UYUTMASI



MALZEMELER
4 su bardağı süt
10 adet kuru incir
2 yemek kaşığı toz şeker
Yarım çay kaşığı toz tarçın

HAZIRLANIŞI
İncirleri çukur bir kabın içine alın. Üzerine incirleri kapacak kadar sıcak su ekleyin ve bir saat bekletin.
İncirler yumuşadıktan sonra küp şeklinde doğrayın.
Başka bir kabın içinde sütü ve şekeri kaynatın. Kaynama işlemi tamamlanınca sütü ocaktan alıp soğumaya bırakın.
Süt sıcaklığı el yakmayacak kıvama gelince, doğradığınız incirleri ve tarçını sütün içine ekleyin.
İncirler pürüzsüz kıvama gelinceye dek blenderdan geçirip servis kaplarını paylaştırın.
Üzerlerini streç filmle kaplayıp kalın bir bezle sarın, yoğurt mayalar gibi…
Mayalanması için 1 saat oda sıcaklığında bekletin.
Ardından buzdolabına alıp bir saat de buzdolabında dinlendirin.
Afiyet olsun.

1 Ağustos 2016 Pazartesi

PİLELİ BÖREK


MALZEMELER
2 adet yumurta
2 su bardağı süt
100 gram eritilmiş tereyağı
1 paket yufka

İÇ HARCI İÇİN
4 orta boy patates
3 adet yeşil soğan
Tuz, karabiber, kimyon ve muskat rendesi

HAZIRLANIŞI
Patatesleri haşlayıp bir kaba alın. İçine yeşil soğanları doğrayıp baharatlarını ekleyin. İç harcınız hazır. Dilediğiniz malzemeyle iç harcınızı hazırlayabilirsiniz. Bu tamamen sizin damak zevkinize kalmış.
Çukur bir kabın içine sütü, yumurtayı ve eritilmiş tereyağını koyup güzelce çırpın.
Yufkayı tek kat açın.
Yufkanın her yerine bir fırça yardımıyla hazırladığınız karışımdan sürün.
İç harcı yufkanın her yerine eşit miktarda yayın.
Yufkanın her iki tarafını hafifçe iterek elinizle dengeli büzgüler  elde dedin.
Hazırladığınız böreği yağlı kağıt serili fırın tepsisine bitişik bir şekilde dizin.
Artan sütlü karışımı böreğin üzerine eşit bir miktarda dağıtın.
Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarıncaya dek pişirin. Afiyet olsun



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...