21 Eylül 2017 Perşembe

CAR 3 (ARABALAR 3) - PİXARDAN BİR GÜZEL ANİMASYON DAHA


Yine karşınıza sinema köşesinden bir animasyon filmi ile çıkıyorum. Oğlumun en sevdiği seriler arasındaki Cars serinden bahsedeceğim kendimce. Amerikalıların dünyaya sunduğu iyi şeylerden biri sanırım bu animasyon filmleri olsa gerek. Hiçbir ülkenin düzenli olarak böyle kaliteli işler çıkaramaması şaşırtıyor beni aslında. Arada bir Almanya ve Fransa menşeili animasyon filmleri oluyor ama Amerikan animasyonları ile yarışabilecek cinsten olmuyor bunlar. Diğer yandan Japon animelerini çok ayrı tutuyorum, bu işi sanat için yapıyor onlar, eğlence sektörünün dışında sayabiliriz ve sinemamıza ulaşmıyor yapımları her nedense. Ayrıca bahsettiğimiz dönem okul öncesi ve ilkokul yaşındaki çocuklara hitap eden çizgifimler özen gerektiren bir iş olmalı. Bu dönem için bize ulaşan yalnızca Amerikan animasyonları oluyor.  

Sonuçta Arabalar gibi animasyonlar, çocuklar için düzenlemiş ve en başta onların hoşuna gidebilmesi için yapılan bir iştir. Kalkıp koca koca adamların negatif yorum yapmasını bazen çok da hoş bulmuoyrum. Teknik olarak değerlendirebilirler tabi. Grafikleri şöyle iyiydi, böyle iyiydi, hikayenin derinliğini de sorgulayabilirler.

Dediğim gibi sonuçta bir çizgi film ve bu konuşan arabalardan oluşan bir çizgi film çocuklara hitap ediyor. Cars 3 bir devam filmi. İlk Cars filmi 2006 yılında gösterime çıkmış ve o günden bu güne yetişen çocukların hafızasında hala yer etmektedir. Bu süreçte Cars 2 olarak devam eden seri, kötü bir devam filminden sonra bence Cars 3 ile iyi bir iş yapmıştır.

Film oğlumla gitmiştim yaz başlarında ve duygulandığım sahnelerin olması bir çizgi filmin beni böyle etkilemesi bence başarısının kanıtıdır. Dediğim gibi Cars serisinin ikinci filmden sonra yöneleceği yön önemliydi, çünkü ikinci film her ne kadar içerisinde bir hikaye barındırsa da o yarışçı ruhu psikolojik derinliği verememişti ya da böyle bir amacı da yoktu. Cars 3 filminde ise hikaye ilk filmin ruhuna geri dönüyor bir bakıma. 

Cars 3 filminin konusu özetle şöyle, Şimşek McQueen yarış hayatına başarıyla devam etmektedir, ancak yüksek teknolojiye sahip yeni nesil yarış arabaları yarış pistlerine gelmeye başlamıştır, özellikle Jackson Strom adlı bir yarışçı Şimşek McQueen'i ardarda yenmeye başlamıştır. Artık yaşlandığını ya da eskidiğini düşünen McQueen, ilk filmde akıl hocası Hudson Hornet gibi yarışlardan uzak kalmamış, şansının da yaver gitmesiyle tekrar pistlere dönmek için bir şans yakalamıştır. Zengin bir yatırımcı tarafından sponsorluğu yapılan McQueen, genç bir eğitmen olan Cruz ile birlikte çalışmaya başlar. Fakat yarışlar yaklaştıkça McQueen belki de artık birinci olamayacağını anlamaya başlamıştır. 

Filmin tamamını size anlatmayacağım tabiki ancak McQueen'in yarışları bırakmadığını, öyle ya da böyle yarışlara devam ettiğini hatta kendisinin de artık bir akıl hocası gibi bişey olmaya başladığını söylemek mümkün. McQueen'in vazgeçilmez olan yarış isteğinin bazı gerçekleri kabul ederek devam ettiğini görüyoruz. Bu tarz bir yaklaşım bir devam filmi için daha uygun olmuş bana kalırsa, sonuçta ilk filmin üzerine çıkmak hiç bir zaman söz konusu olamazdı. 

İkinci filmin duygusuzluğu yanında bu film, başarmak, nesillerden nesillere geçiş, olgunlaşma ama bırakmama, bir şeyi güzel şekilde bitirebilme gibi güzel duygular içeriyor ve insanların içine dokunan bir taraf oluşturuyor. Böyle bir hikaye tabanıyla bakıldığında film sırf eğlendirmek için olmadığını, çocuklara ufak mesajlar da verdiğini düşünmek gerekir ve bu mesajların hepsinin doğru olduğunu düşünüyorum. 

Oluşturulan karakterlerin derinliği de oldukça başarılıydı, hatta bildiğimiz McQueen'in de ruhsal olarak kendini sorguladığı pekçok sahne vardı. Yeni kahramanımız Cruz da hem yeteneği hem iç hesaplaşmalarıyla başarıyla çizilmiş bir karakter gibiydi. 
Filmin finali de bu bağlamda çok etkileyiciydi demeliyim. 

Genel olarak insanı mutlu eden bir filmdi diyebilirim ki oğlum da mutlu olduysa daha ne derim. Bu arada kendisi seçicidir çizgi film konusunda, onu da eklemeliyim. 
Arabalar 3'ü izlemeyen anne-baba yoktur tabiki çocuklarından ötürü ama izlemeyen varsa kesinlikle tavsiye ederim. Arabalar serisinin kurgu ve senaryo anlamında en iyi filmi olmuş diyebilirim. Animasyon kalitesinin de bir çıta daha atladığını da söylemem gerekir. Teşekkürler PİXAR. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...