30 Eylül 2011 Cuma

BOHÇA BÖREĞİ


İÇ HARCIN MALZEMELERİ
500 gr kemiksiz tavuk göğsü
2 adet kırmızı biber (paprika )
1 yemek kaşığı tereyağ
4 yemek kaşığı sıvıyağ
500 gr mantar
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı muskat
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı pul biber
2 adet defne yaprağı
4 adet yufka

BAĞLAMAK İÇİN
Maydanoz sapları

SOSU İÇİN
8 yemek kaşığı yoğurt
1 adet yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ

EN ÜST KATMAN İÇİN
1 yumurta
Yarım fincan sıvı yağ
Çöreotu


İÇ HARCININ HAZIRLANIŞI
Tavuk göğsünü yıkayın ve minik küpler şeklinde doğrayın. Biberlere ve mantarlara da aynı işlemi uygulayın.  Ben hazır doğranmış mantar kullandım. Bu nedenle manratarları  ikinci kez doğramadım. Sarımsakları rendeleyin.
Geniş bir teflon tavaya sıvıyağ koyun ve iyice ısındıktan sonra tavuk parçalarını tavaya alın. Yüksek ateşte tavuklar kızarana dek soteleyin. Tavuklar kızardıktan sonra mantarları ve biberleri de ilave edin. Karıştırın.Mantarlar kızardıktan sonra sarımsağı ve baharatları ekleyin ,tekrar karıştırın.
 Tavanın kapağını kapatın ve kısık ateşte 5 dk pişirin. Piştikten sonra kapağını açın.Soğumasını bekleyin. Siz diğer malzemeleri hazırlarken o hazır hale gelecektir.

SOSUN VE MAYDONOZLARIN HAZIRLANIŞI
Çukur bir kabın içine yoğurt, yumurta ve sıvıyağı ekleyin. Bir çatal ya da kaşıkla iyice çırpın.
Maydanoz saplarını kaynar suyun içine koyun ve bütün işlemler bitene dek suda bekletin. Maydanoz saplarını kullanmadan önce soğuk suyla yıkayın ve temiz bir mutfak havlusu ile hafifçe suyunu alın.


BOHÇALARIN HAZIRLANIŞI
Yufkayı geniş bir zemine tek kat serin. Üzerine yoğurtlu karışımdan dökün ve bir fırça ile yufkanın her yerine dağıtın. 
Sonra yufkayı yarım ay olacak şekilde ikiye katlayın. İstediğiniz büyüklükte yuvarlak bir tabağı yufkanın üzerine koyun. 
Tabağın etrafındaki parçayı bir bıçakla kesin. Böylece yuvarlak bir şekil elde edeceksiniz. Yufkalar bitene kadar aynı işlemi uygulayın. 
Yufkanızın büyüklüğüne göre ; içine hazırladığınız tavuklu karışımdan koyun. Yufkaların uç kısımlarını nazikçe birleştirin. Bu şekilde minik bir bohça şekli elde etmeye çalışın. 
Oluşan minik bohçaları maydanoz sapı ile bağlayın. Artan kırpık yufkaları atmayın.
Ben artan parçalardan dikdörtgen şeklinde börek yaptım.
Bir yumurtayı kırın ve fırça ile bohçaların üzerine sürün. Sonra da çöre otu serpiştirin. Çöre otu şart değil  ; ama börek eşittir çörekotu benim için. Üzerini sade de bırakabilirsiniz.

Önceden ısıttığınız 180 dereceli fırında üzeri hafif pembeleşinceye kadar pişirin. Pembeleştikten sonra fırından çıkarın ve bir fırça ile üzerine sıvı yağ  sürün.
Tekrar fırına koyun ; iyice kızarana kadar pişirin. Piştikten sonra da afiyetle yiyin. Afiyet şeker olsun.

29 Eylül 2011 Perşembe

KREMALI PATATES EŞLİĞİNDE KÖRİLİ TAVUK


MALZEMELER
500 gr kemiksiz tavuk göğsü
1 adet paprika ( büyük kırmızı biber )
150 gr haşlanmış mısır ( ben kavanozda satılanlardan kullandım )
250 gr mantar
2 çay kaşığı köri
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kuru kekik
4 yemek kaşığı sıvı yağ

PATATES HAŞLAMASI İÇİN MALZEMELER
5 adet büyük boy patates
1 adet defne yaprağı
1 tatlı kaşığı tuz

KREMALI SOS İÇİN MALZEMELER
200 gr krema
1 tatlı kaşığı sarımsak tozu ( ya da büyük  bir diş sarımsak )
1 adet tavuk bulyon
Yarım bağ maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
1 kaşık tereyağ


KÖRİLİ TAVUĞUN HAZIRLANIŞI
Tavukları iyice yıkayın.Doğrama tahtasının üzerinde uzun ince ( jülyen ) doğrayın. Teflon bir tavayı ocağa alın.Tavanız iyice ısındıktan sonra sıvı yağ ekleyin.Ardından tavukları yüksek ateşte karıştırarak soteleyin.

Bir taraftan da diğer malzemeleri hazırlayın.Mantarları yıkayın ve uzunlamasına  doğrayın.Biberi yıkayın ve uzun ince doğrayın. Mısırları da güzelce yıkayın. Tavuklar kızarınca kırmızı biberleri de tavanın içine ekleyin. Baharatları ilave edin. Biberler kızardıktan sonra mantarları ekleyin.Mantarlar kızardıktan sonra da mısırı ekleyin, 2 dk da pişridikten sonra ocaktan alın.Sıcak olarak servise sunun.
Yanında yemek için pilav, erişte, salata da yapılabilir. Ben kremalı patatesle servis yaptım.

PATATESLERİN HAZIRLANMASI
Patatesleri yıkayın ve kabuklarını soyun. Soyduğunuz patatesleri küçük küpler halinde doğrayın. Hepsini doğradıktan sonra bol su ile yıkayın. Bir tencerenin içine patatesleri alın ve  üzerini bir parmak geçecek şekilde su ile doldurun. Haşlama suyunun içine defne yaprağı ve tuzunu ilave edip kaynatın. Kaynadıktan sonra bir süzgeçte suyunu süzün. Servise sunun.

KREMALI SOSUN HAZIRLANMASI
Teflon bir tavanın içine tereyağını alın ve ocağa koyun. Tereyağı eridikten sonra sarımsak tozunu ekleyin. Sarımsaklar kızardıktan sonra kremayı ekleyin ve karıştırın. Hemen ardından diğer malzemeleri de ilave edin. Krema bir iki kez kaynadıktan sonra kıvamı koyulaşacaktır. Koyulaşınca ocaktan alın. Servise sunun. Afiyet olsun.


28 Eylül 2011 Çarşamba

VİŞNELİ TART ( Dr.Oetker 1000 Landfraunrezepte )




 TABAN HAMURUNUN MALZEMESİ
1 su bardağı un
Yarım su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Yarım çay kaşığından az miktarda  tuz
1 yumurta
100 gr margarin ya da tereyağ ( oda sıcaklığında yumuşamış  olmalı )


VİŞNELİ İÇ HARCININ MALZEMESİ

1 kg vişne
Yarım su bardağı şeker
1 yemak kaşığı buğday nişastası
250 ml vişne suyu
1 yemek kaşığı şeker


ÜST KISMININ MALZEMESİ

1 su bardağı un
Yarım su bardağı şeker
1 paket vanilya
100 gr margarin ya da tereyağ ( oda sıcaklığında yumuşatılmış  olmalı )


TABAN HAMURUNUN HAZIRLANIŞI

Unu ve kabartma tozunu bir kabın içine eleyin. Margarin hariç diğer malzemeleri ekleyin ve iyice yoğurun. Sonra margarini ekleyin ve tüm malzemeler homojen şekilde karışana dek yoğurmaya devam edin. Elde ettiğiniz hamur eğer elinize yapışıyorsa streç folyo (streç film) ile sarıp buzdolabında 15 dk bekletin.
Bir tezgah ya da masanın üzerine biraz un serpin. Hamurun üçte birini bir kenarda bekletin, geriye kalan kısmı tezgahın üzerine koyun . Oklava, merdane ya da elinizle tepsinize sığacak şekilde açın. Yağlanmış yuvarlak bir tepsinin içine açtığınız hamuru yerleştirin. Üzerine bir çatal yardımıyla 8 ya da 9 tane delik açın ( çatalı batırın yani ) Hemen ardından bir kenara ayırdığımız küçük hamur parçasını unlu zeminde yuvarlayarak 2 parmak kalınlığında  rulo yapın.
Rulonun uzunluğu tepsinizin çapı kadar olsun. Hazırladığınız ruloyu; tabana yaydığınız hamurun bittiği yerden itibaren 2 cm yüksekliğinde tabandan yukarı doğru olacak şekilde  tepsinin kenarına yapıştırın. Önceden ısıttığınız fırında 10-12 dk pişirin.
Benim fırınım turbo ayarsız olduğu için 200 derecede 10 dk da pişirdim. Turbo ayarlı fırınlarda 180 derecede 10 dk pişirilmelidir. Hamurumuzun taban kısmı piştikten sonra fırın teli ile birlikte soğumaya bırakın. Tepsinin tabanı hava almalı.
Hamur piştikten sonra kenar kısımlar eğer  yeterince yüksek olmazsa ; daha sonradan üst kısım hazırlayacağınız hamurdan takviye yapabilirsiniz.Benim hamurum piştikten sonra kenarları ve gövde kısmı aynı hizaya gelmişti ben sonradan ek yaptım.


VİŞNELİ İÇ HARCIN HAZIRLANMASI

Vişnelerin saplarını ve çekirdeklerini temizleyin. Bol su ile yıkayın. İyice süzün. Süzdükten sonra üzerine yarım su bardağı toz şeker ekleyin ve sulanmasını bekleyin. İyice suyunu bıraktıktan sonra bir tencereye koyup olduğu gibi kaynatın.
Eğer bir su bardağından az sulanırsa ; içine bir su bardağını tamamlayacak şekilde su ekleyin. Kaynadıktan sonra suyunu süzün . Vişneleri ve suyunu ayrı kaplara alın.
Küçük çukur bir kabın içine 1 yemek kaşığı nişastayı eleyerek koyun. Üzerine 4 yemek kaşığı  vişne suyu ekleyin ve iyice karıştırın. Nişastaların topaklanmamasına özen gösterin.
Geriye kalan vişne suyunu bir tencereye alın ve kısık ateşte kaynatın. Kaynadıktan sonra ocaktan alın ve nişastalı suyu üzerine ekleyin. İyice karıştırın. Sonra tekrar ocağa koyun,  kısık ateşte kıvamı koyulaşana dek, karıştırarak  kaynatın. Kıvamı yoğunlaşınca vişneleri de ekleyin ve ocaktan alın. Kendi halinde soğumasını bekleyin.


ÜST KISMIN HAZIRLANIŞI

Başka bir yanda pastamızın üst kısmını hazırlayalım. Çukur bir kabın içine bütün malzemeleri koyup, yoğurun. Hamurun kıvamı  yumuşak ve parça parça olacaktır.Kolay ufalanan bir kıvamı olacaktır, tıpkı kurabiye hamuru gibi.


VİŞNELİ TARTIN HAZILANIŞI
Bütün malzemelerin soğuk olmasına dikkat edin. Tepsideki hamurun üzerine soğuttuğunuz vişneli karışımı yavaşça dökün. Bu karışımın üzerine de en son hazırladığınız hamurları ufalayarak serpiştirin. Önceden ısıttığınız 200 dereli fırında 40 dk pişirin. Turbo ayarlı fırın kullanıyorsanız; fırını  180’ye  dereceye ayarlayın.
Pişirdikten sonra fırın teli ( ızgara teli )üzeründe soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra servis yapabilirsiniz.Dilerseniz üzerini pudra şekeri ile süsleyebilirsiniz.  Afiyet olsun.

NOT: Bu tarif Dr. Oetker ‘’1000 Landfrauenrezepte’’ kitabından alınarak yapılmıştır.



26 Eylül 2011 Pazartesi

PORTAKAL KABUĞUNDA TATLI



Ben henüz ilkokula bile gitmiyordum. O zamanlar kaç  yaşındaydım hatırlayamıyorum. Ama o zamanlara dair hiç unutamadığım ve daha sonra hiç yemediğim bir tatlıdır bu. Annem, neden daha sonra bir daha yapmadı bilemiyorum.
İnsanın çocukluğuna dair tatları, asla unutturamıyor geçen yıllar. O tatlar, ağzında kalıyor sen yaşadığın sürece. Ne kadar lezzetli yemekler, tatlılar yesen de silinmiyor işte. Hele bir de anne eli değmişse yediklerine, mümkün mü unutmak? Ben unutamadım. 


Birden aklıma geldi. Yaz ortasında gittim marketten portakal aldım. O kadar yemek, pasta, kurabiye yaptım; hiç birinde bu kadar mutlu ve heyecanlı olmamıştım. Bunun sebebi annemin bana hayran bıraktırdığı bir lezzeti annemin talimatları olmadan yapıyor olmamdı.
Başardım. Sonuç mükemmel. Kesinlikte yapmanızı tavsiye ediyorum. Muhteşem bir lezzet.

MALZEMELER

5  büyük ve sert kabuklu portakal
2 bardak portakal suyu
1 su bardağı  süt
1 paket vanilya
Yarım çay kaşığı tarçın
3 tatlı kaşığı hindistan cevizi
3 tatlı kaşığı badem rendesi
1 paket vanilyalı puding


HAZIRLANIŞI

Portakalın üst kısmını bir parmak kalınlığında kesip iki parça elde edin. Büyük gövde kısmının içini tatlı kaşığı ile oyun. Kabuklarının zedelenmemesine özen gösterin. Kaşıkla zorlandığınız kısımları elinizle çıkarın. İçini boşalttığınız kabukları güzelce yıkayın ve temiz bir mutfak havlusu ile kurulayın.Bir kenarda bekletin.
Portakaldan çıkardığınız suyu ve parçaları bir süzgeçte süzün. Elde ettiğiniz portakal suyunu tencereye koyun. Aynı tencerenin içine vanilya hariç bütün malzemeleri ekleyin ve kısık ateşte kaynayana dek pişirin.
2 dk kaynattıktan sonra tencereyi ocaktan alın ve vanilyayı ekleyip karıştırın.5 dk soğumasını bekleyin. Portakal kabuklarının içini hazırladığınız pudingle doldurun.Tatlı kaşığı ile doldurursanız daha kolay ve temiz olur.


Portakalın dış yüzeyine dökülen puding varsa onları nemli, temiz bir mutfak havlusu ile nazikçe temizleyin. Portakalın küçük kabuklarını gövdenin üzerine kapak şeklinde koyun.
Buzdolabında yarım saat soğuttuktan sonra servise sunun.Afiyet olsun.


ÇİÇEK EKMEK



Berlin’de pazar günleri bütün alışveriş yerleri kapalı. İyi güzel de aniden bir şey lazım oluyor işte. Hesapta olmayan ihtiyaçlar çıkıveriyor pat diye tam da Pazar günleri. Genelde tedarikliyizdir bu konuda. İşte nasıl olduysa bu Pazar gafil avlandık. 
Cumartesi bir davete gitmiştik. Marketler kapanmadan eve döneriz düşüncesindeyiz. Evdeki hesabın çarşıya uymadığı durumlardan biriyle karşılaştık. 
Market saatini  kaçırdık. Sağlık olsun.

Pazar sabahı kahvaltı hazırlıyorum ekmek yok. Ekmeksiz de olmuyor.Hem ne demişler: Ekmek bulamazsan kendin yap. 
Zaten epeydir aklımda bir çiçek ekmek planı vardı. Kısmet bu güneymiş. 
Daha önce teyzem yapmıştı onda yemiştim,çok beğenmiştim.Yaptık yedik. Gayet de güzel oldu. 
Gerçi fazla aceleci davranıp elimi yaktım ; ama olsun.
Fırından yeni çıkmış taze ekmek kokusu gibi bir güzellik yoktur  şu dünyada. Mis mis...



MALZEMELER
6 su bardağı un
Yarım su bardağı sıvı yağ
3 tatlı kaşığı şeker
2 tatlı kaşığı tuz
1 paket kuru maya
1 buçuk su bardağı ılık süt
1 adet yumurta sarısı
2 tatlı kaşığı çöreotu



HAZIRLANIŞI
Geniş bir kabın içine bir süzgeç yardımıyla unu eleyin.Üzerine kuru mayayı dökün hafifçe karıştırın.Tuzu ilave edin.Ilık sütün içine şekeri ekleyin ve şeker eriyene kadar karıştırın.Unun içine yavaş yavaş sütü ekleyin ve yoğurun.Sütü iyice yedirdikten sonra sıvı yağı ekleyin.Yaklaşık 10 dk hepsini yoğurun.Yoğurma işlemi bittikten sonra kabın üzerini ıslak temiz bir havluyla kapatın ve evinizin ılık bir yerinde 2 saat bekletin.Bir saat sonra mayalanan hamuru yedi eşit parçaya ayırın.Her bir parçayı elinizde top şeklinde yuvarlayın ve yuvarlak bir tepsinin içine dizin.Önce ortaya bir parça hamur koyun daha sonra etrafına diğerlerini dizin.Ben küçük tepsi kullandım.Hamurun bu kadar çok kabaracağını düşünemedim.Elinizde varsa geniş bir tepsi kullanmanızı öneririm.







Hamur parçacıklarını tepsiye dizdikten sonra bir saat daha mayalanması için bekletin.Sonra üzerine bir yumurtanın sarısını fırça yardımıyla sürün.En üst katmana çöreotu serpin.Çöreotu yerine susam,haşhaş vb. tercih edilebilir.200 dereceli fırında üzeri kızarana dek pişirin.Fırının ayarına göre bu süre değişebiliyor.Ben turbo ayarsız fırında 50 dk da pişirdim.Fırından çıkardıktan sonra 10 dk dinlendirin.Ben beklemedim elimi yaktımSiz dikkatli olun.Afiyet olsun.


24 Eylül 2011 Cumartesi

TRUFF





Dün akşamdan makaron yapmaya niyet etmiştim. Bu sabah, diğer sabahlardan pek de farklı sayılmazdı.O farkı, sonradan fark edecektim. Günlük programımı akşamdan hazırlamıştım. Önce kahvaltı yapılacak, ev toparlanacak ardından makaron için lazım olan malzemeler alınacaktı. Buraya kadar her şey planlandığı gibi gitti. Evle ilgili kısımları hallettim. Markete gittim. Gayet güzel bir alışveriş yaptım. Her alışveriş bir terapidir benim için.Pasta malzemeleri alıncaksa o çifte terapi sayılır. Neyse eve geldim, sabah kahvemi içtim ve makaron macerasına atıldım. Akşam bir sürü internet sitesinden bir sürü farklı makaron tarifiyle karşılaşmıştım.Fotoğrafı en güzel olanı gözüme kestirdim ve başladım. Tabi büyük bir korkuyla beraberdim.

Çünkü kimse ilk seferde ayarı tutturamıyormuş, çok zormuş, bazıları umutsuz sonuçlar neticesinde makaron kelimesini hafızalarından silmiş… Bunlara benzer bir sürü olumsuz yorumları okumuştum. Baştan kabul ettim tamam kolay olmayacak sakin ve dikkatli olmalıyım. Tarifi aynen uyguladım. Ama ne tarif!...  80 gr yumurta akı yazıyor tarifte. Hıım yumurta akı tamam da benim mutfağımda mutfak terazisi yok.

Gel de çık işin içinden. İnternette aradım, arkadaşlara telefon açtım,  80 gr yumurta akı nasıl olur diye… Yok cevap çıkmıyor. Kimi diyor bardakla göz kararı bir değer yürüt,  kimi diyor bir yumurta şu kadar ağırlıktaysa yarısını al… İkiye böl beşle çarp karekökünü al sonra aldığın o karekökü geri ver… Değer verilerek çözülen matematik sorularına döndü durumum. Neyse ben yine göz kararı 2 yumurtanın sarısını işleme koydum. Zaten matematikle aram hiçbir zaman iyi olmadı şimdi mi olacak? Tamam güzel gayet normal seyrediyor herşey. Derken tarifte diyor ki;  eğer diyor, renkli makaronlar diyor, yapmak istiyorsanız şeker ve bademli karışımın içine gıda boyasını ekleyin diyor. Tamam ekledim;  aynen dediği gibi. Allah Allah renk hiç mi değişmez yahu. Yok hakikaten bir ton koyusu ya da açığı bile olmadı. Halbuki ben ton farkına bile razıydım, o kıvama gelmiştim yani. Bir tüp boyayı boşalttım kabın içine, bana mısın demedi…

Neyse yılmak yok. Devam ettim. Savunma mekanizmam hemen devreye girdi ‘’zaten her şeyin doğalı güzel,boşver böyle daha iyi oldu’’, dedi  bana mekanizmam. Derken her şey hazırlandı, fırın ısıtıldı, makoranlar tepsiye dizildi ve fırına verildi. Tarifte 170 derecede yarım saat pişirin yazıyordu. Yarım saat sonra bir de ne göreyim?  Benim mokaroncuklar yanmasın mı? Yandı tabiki. O kadar narin bir karışım 170 derece sıcaklığa dayanamadı tabi ki… Burdan devamını zaten anlamışsınızdır. Ben makaron bekliyordum yanık, yamuk, yumuk bir şey çıktı fırından. O şekline rağmen özünden yani bir şey kaybetmez mi insan? Yok vallahi mis gibi çıtır çıtır gayet  lezzetli bir şeyler olmuş. Ben görüntü bozukluğu açısından mahvoldum, çok üzüldüm. Ne umutlar bağlamıştım. Kolay değil; yanan ya da dağılan; tepsideki makaronlar değil benim ümitlerimdi aslında… Tamam o kadar da dokunaklı değildi;  ama yeri gelmişken biraz duygusallık katayım dedim işin içine…


Neyse asıl konumuza dönelim. İşte ben bu olumsuz vak’asından sonra elimde kalan kremalı çikolatalı karışımı düşündüm. Yazık ziyan olmasın dedim. Ne yapayım , nasıl yapayım diye düşünürken aklıma Türkçe karşılığı henüz bulunamamış ‘’truff’’lar geldi. Zaten makaron da Türkçe değildi bir şey farketmezdi artık bu saatten sonra. Alt yapı hazırdı üstelik. İçine fazladan biraz fındık ve bir kek konulacaktı o kadar. Ben de eklenmesi gereken malzemeleri ekledim. İşte hiç hesapta olmayan truff’lar böyle hazırlandı.Tam da böyle bir durum için atalarımızın güzel nasihatlarinden biriyle truff  tarifine geçmek istiyorum:Neye niyet neye kısmet!... Truff’lar beni hiç üzmedi sağolsunlar, hiç zorlamadılar. Afiyet olsun.
NOT: MAKARON macerasının mutlu sonu bir sonraki yazımda olacak. Mutlu sonla biten hikayeleri sevenler bir yere ayrılmasın.


MALZEMELER

100 gr bitter küvertür çikolata
200 gr krema
1 adet hazır kek
1 su bardağı dövülmüş fındık

SÜSLEMEK İÇİN
Hindistan cevizi
Badem parçaları
Türk kahvesi
Ceviz

HAZIRLANIŞI
Küçük bir tencereye kremayı koyun.Kaynar kaynamaz ocaktan alın.Çikolataları rendeleyip kremanın içine dökün.Homojen bir şekilde dağılması için çırpma teli ile iyice çırpın.Başka bir kapta kek parçalarını elinizle iyice ufalayın ve un kıvamına getirin.Ufalanan kek parçalarını ve fındığı kremalı karışımın içine dökün ve bir spatula ile güzelce karıştırın.Hazırlanan karışımı buzdolabına koyun, 7-8 saat dolapta bekletin.
Dolaptan çıkardıktan sonra elinize istediğiniz büyüklükte parçalar alın.Avuçlarınızda yuvarlayın.İstediğiniz süsleme malzemelerine bulayın.Afiyet olsun.



FRANSIZ TARİFİ MAKARONLAR



Dün akşamdan makaron yapmaya niyet etmiştim. Bu sabah, diğer sabahlardan pek de farklı sayılmazdı.O farkı, sonradan fark edecektim. Günlük programımı akşamdan hazırlamıştım. Önce kahvaltı yapılacak, ev toparlanacak ardından makaron için lazım olan malzemeler alınacaktı. Buraya kadar her şey planlandığı gibi gitti. Evle ilgili kısımları hallettim. Markete gittim. Gayet güzel bir alışveriş yaptım. Her alışveriş bir terapidir benim için.Pasta malzemeleri alıncaksa o çifte terapi sayılır. Neyse eve geldim, sabah kahvemi içtim ve makaron macerasına atıldım. Akşam bir sürü internet sitesinden bir sürü farklı makaron tarifiyle karşılaşmıştım.Fotoğrafı en güzel olanı gözüme kestirdim ve başladım. Tabi büyük bir korkuyla beraberdim.
Çünkü kimse ilk seferde ayarı tutturamıyormuş, çok zormuş, bazıları umutsuz sonuçlar neticesinde makaron kelimesini hafızalarından silmiş… Bunlara benzer bir sürü olumsuz yorumları okumuştum. Baştan kabul ettim tamam kolay olmayacak sakin ve dikkatli olmalıyım. Tarifi aynen uyguladım. Ama ne tarif!...  80 gr yumurta akı yazıyor tarifte. Hıım yumurta akı tamam da benim mutfağımda mutfak terazisi yok.
Gel de çık işin içinden. İnternette aradım, arkadaşlara telefon açtım,  80 gr yumurta akı nasıl olur diye… Yok cevap çıkmıyor. Kimi diyor bardakla göz kararı bir değer yürüt,  kimi diyor bir yumurta şu kadar ağırlıktaysa yarısını al… İkiye böl beşle çarp karekökünü al sonra aldığın o karekökü geri ver… 
Değer verilerek çözülen matematik sorularına döndü durumum. Neyse ben yine göz kararı 2 yumurtanın sarısını işleme koydum. Zaten matematikle aram hiçbir zaman iyi olmadı şimdi mi olacak? Tamam güzel gayet normal seyrediyor herşey. Derken tarifte diyor ki;  eğer diyor, renkli makaronlar diyor, yapmak istiyorsanız şeker ve bademli karışımın içine gıda boyasını ekleyin diyor. Tamam ekledim;  aynen dediği gibi. Allah Allah renk hiç mi değişmez yahu. Yok hakikaten bir ton koyusu ya da açığı bile olmadı. Halbuki ben ton farkına bile razıydım, o kıvama gelmiştim yani. Bir tüp boyayı boşalttım kabın içine, bana mısın demedi…
Neyse yılmak yok. Devam ettim. Savunma mekanizmam hemen devreye girdi ‘’zaten her şeyin doğalı güzel,boşver böyle daha iyi oldu’’, dedi  bana mekanizmam. Derken her şey hazırlandı, fırın ısıtıldı, makoranlar tepsiye dizildi ve fırına verildi. Tarifte 170 derecede yarım saat pişirin yazıyordu. Yarım saat sonra bir de ne göreyim?  Benim mokaroncuklar yanmasın mı? Yandı tabiki. O kadar narin bir karışım 170 derece sıcaklığa dayanamadı tabi ki… Burdan devamını zaten anlamışsınızdır. Ben makaron bekliyordum yanık, yamuk, yumuk bir şey çıktı fırından. O şekline rağmen özünden yani bir şey kaybetmez mi insan? Yok vallahi mis gibi çıtır çıtır gayet  lezzetli bir şeyler olmuş. Ben görüntü bozukluğu açısından mahvoldum, çok üzüldüm. Ne umutlar bağlamıştım. Kolay değil; yanan ya da dağılan; tepsideki makaronlar değil benim ümitlerimdi aslında… 
Tamam o kadar da dokunaklı değildi;  ama yeri gelmişken biraz duygusallık katayım dedim işin içine…
Bu aynı gün içinde yaptığım ikinci makaron çalışmasıydı.Neyse ki amacıma ulaştım.Sonuçtan memnun kaldım.Birazdan anlatacağım tarifi bir Fransız yemek sitesinden aldım. Zaten makaronun ustası da onlar olduğu için gayet başarılı bir tarif oldu.Hazırsanız tarife başlayalım.

MALZEMELER

90 gr yumurta akı ( 3 orta boy yumurtaya denk geliyor)
1 buçuk su bardağı pudra şekeri
3 çay bardağı toz badem (tepeleme olmasın)
2 yemek kaşığı toz şeker
Düz uçlu krema torbası (ya da temiz, kalın bir buzdolabı poşeti)


HAZIRLANIŞI

Toz bademi ve pudra şekerini aynı kabın içine koyun ve karıştırın.Sonra bütün karışımı bir süzgeç (çok ince delikli bir süzgeç  kullanmalısınız)yardımıyla eleyin.Süzgecin üzerinde kalan parçaları karışımın içine katmayın.
Başka bir yerde çukur bir kabın içine yumurta aklarını koyun.Mikser ile yumurta aklarını çırpmaya başlayın.2 dakika sonra bir yandan karıştırırken bir yandan da azar azar toz şekerini  ekleyin.Yumurtalar krema şekline gelecektir.Renkli yapmak isterseniz istediğiniz renkte gıda boyasını yumurtalı karışımın içine ekleyin. Çırpma teli üzerinden akmayacak kıvama gelene kalana kadar çırpmaya devam edin.


Şimdi elediğimiz bademli ve pudra şekerli karışımı yumurtalı kremanın içine dökün.Bir spatula ile dışardan içe doğru karıştırın. Karıştırdıkça karışım daha da yumuşak bir kıvama gelecek.Macaron hamurunu spatula ile kabın ortasında toplatın. Spatula ile hamurun orta kısmını yukarıdan aşağıya doğru iki parçaya ayıracak şekilde kesin. İkiye ayrılan hamurlar; 5 saniye içinde tekrar birleşiyorsa (toparlanıyorsa) hamurun kıvamı olmuş demektir.Eğer olmamışsa kıvamı oluncaya kadar karıştırmaya devam edin.
Fırın tepsisine yağlı kağıt yerleştirin. Kağıdın kaymaması için tepsiyi  1 yemek kaşığı sıvı yağ ile yağlayın.
Krema torbasının ağız kısmını bir iple geçici olarak bağlayın.Hamurun dökülmemesi için. Daha sonra torbanın içine hazırladığınız hamuru dökün. Bir yandan bağladığınız ipi çözerken diğer yandan da hamurun  akmaması  için bir parmağınızla krema torbasının ağız kısmını kapatın.
Fırın tepsisin içine içer santim aralıklarla küçük hamurlar sıkın.Hamuru sıkarken elinizi oynatmayın ve başladığınız noktanın üzerine sıkın; sakın ola ki yuvarlak daireler yapayım demeyin.Ne çok ince yapın ne çok kalın. Bu sıkma ayarı çok önemli. 150 dereceli fırında 20 dk pişirin.Piştikten sonra soğuyana kadar tepsiden çıkarmayın.
Bu malzemelerle iki fırın tepsisi makaron elde ediliyor.Benim önerim malzemelerinizin hepsini elinizin altında bulundurmanızdır.Sonra ufak bir eksiklik ya da aksaklık sonucu mutfak bir anda savaş alanına dönüyor.

KREMA MALZEMELERİ (MAKARONUN  İÇ HARCI)

100 gr krema
100 gr küvertürlü çikolata (bitter ya da sütlü; ben sütlü olanı tercih ettim)

Kremayı küçük bir kaba alıp, ocağa koyun. Kaynar kaynamaz ocaktan alın. Çikolatayı parçalara ayırın ya da rendeleyin, sonra kremanın içine atın. Çikolatalar eriyinceye kadar çırpma teli ile karıştırın. Buzdolabında bir saat bekletin. Çıkardıktan sonra bir kez daha karıştırıp makaronların arasına bir tatlı kaşığı ile sürün. Kremayı sürdükten sonra makaronları nazikçe birleştirin. Biraz zahmetli ; ama lezzetine değer emin olun. Afiyet olsun.







22 Eylül 2011 Perşembe

LİMONLU VE KAKAOLU CUP CAKE



MALZEMELER
1 buçuk su bardağı un
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 buçuk çay kaşığı kabartma tozu
2 yumurta
3/4 su bardağı süt
110 gr tereyağ ya da margarin
3 yemek kaşığı kakao
1 çay kaşığı rendelenmiş limon kabuğu
1 yemek kaşığı limon suyu


HAZIRLANIŞI
Derin bir kapta un, şeker, vanilya, kabartma tozu çırpma teli ile karıştırılır. Sonra süt,eritilmiş margarin ilave edilir ve bir mikser yardımıyla çırpmaya devam edilir. En son olarak yumurta eklenir ve yaklaşık iki dk çırpılır. Hazırlanan kek karışımı iki eşit parçaya ayrılır, ayrı kaplara konulur. Bir yandan da cup cake tepsi kalıbına minik cup cake kağıtları konulur ve bir kenarda hazır vaziyette bekletilir.

KAKAOLU CUP CAKE

Bir kaptaki karışıma kakao eklenir ve 1 dk çırpılır. İyice çırpıldıktan sonra kakaolu karışım cup cake kağıtlarına dökülür. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında 20 dk pişirilir. Kakaolu cup cake lerden 6 adet  elde edilir.

LİMONLU CUP CAKE

İki eşit parçaya ayrılan diğer karışıma limon suyu ve limon kabuğu rendesi eklenir ve 1 dk çırpılır.İyice çırpıldıktan sonra karışım, cup cake kağıtlarına dökülür ve 180 dereceli fırında 20 dk pişirilir.Limonlu cup cake’lerden 6 adet elde edilir.

Benim cup cake tepsi kalıbım altı parçalı. Önce kakaolu olanı fırına sürdüm. Sonra ufak bir deneysel çalışma içine girdim. Cup cake tepsi kalıbını kullanmadan, hazırladığım limonlu karışımı sadece kağıt kalıplara koydum. Sonuç tam bir facia! Sakın denemeyin. Kağıtlar hemen kendini bırakmaya başlamasın mı? Neyse ki o arada kakaolu cup cake'lerim pişmişti. Pişenleri  hızlı bir hamleyle alıp dağılmaya başlayan limonlu cup cake’leri hemen kalıba yerleştirdim de durumu kurtarabildim, çok şükür ucuz atlattım. 
Geçen gün markette  silikon cup cake kalıpları gördüm.Denemedim; ama silikon kalıplar, kağıt kalıplar gibi dağılmıyordur diye düşünüyorum. Yine de emin olmadan bir şey  diyemeyeceğim.Yanlız şunu söyleyebilirim ki bu minik kekleri yemek yapmaktan daha zevkli :) Afiyet olsun.

20 Eylül 2011 Salı

İKİ RENKLİ MOZAİK PASTA


MALZEMELER
1 paket beyaz petibör bisküvi
1 paket kakaolu petibör bisküvi
4 yemek kaşığı kakao
1 su bardağı un
1 adet yumurta sarısı
1 yemek kaşığı margarin
Bir buçuk su bardağı toz şeker
1 litre süt
Alüminyum folyo


HAZIRLANIŞI
Öncelikle çikolatalı sosu hazırlayalım. Bunun için un, kakao ve şekeri bir tencerenin içine dökün ve çırpma teli ile homojen bir kıvama gelene dek karıştırın. İyice karıştıktan sonra sütü ekleyin ve çırpmaya devam edin. Ardından yumurta sarısını ekleyin. Yüksek ateşte sürekli çırpın. Çikolatalı sosun üzeri baloncuklar çıkarınca içine margarini ilave edin ve karıştırın. Margarin eridikten sonra tencereyi ocaktan alın ve soğumasını bekleyin.
Dikdörtgen bir tepsi kalıbının içine alüminyum folyo ile kaplayın. Kalıbın taban kısmını bir parmak kalınlığında çikolata sosu ile kaplayın. Ardından bir kaşık yardımıyla bütün bisküvilerin arka kısımlarına çikolatalı sos sürün ve dikey bir şekilde art arda kalıbın içine yerleştirin. Burada biraz dikkatli olmanız gerekiyor; çünkü sosun kıvamı yoğun olduğu için bisküviler çabucak kırılabiliyor. Bisküvileri bir kakaolu bir beyaz olacak şekilde dizin. Yan kısımlara ikişer sıra yan yana gelecek şekilde bisküvileri dizin. En üst katmanı çikolata sosuyla kaplayın ve bir gün buzdolabında bekletin.

Servis yapmadan önce alüminyum folyoyu kenarlarından tutarak pastayı düz kaba alın. Bir bıçak yardımıyla verevine (baklava dilimi gibi) keserek servise sunun. Dilerseniz üzerini hindistan cevizi, fındık, ceviz ile süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun.

VİŞNE ÇEKİRDEĞİNDEN YASTIK

Öğrenmenin sınırı yokmuş. Dün akşam elimizde olmayan nedenlerden dolayı dışarıda epey bir soğuğa maruz kaldık. Eve geldiğimde bir türlü ayaklarımı ısıtamadım. Ne yaptıysam olmadı. Sıcak su, fön bana mısın demedi. Derken aklıma teyzemin verdiği vişne çekirdekli yastık geldi aklıma. Hemen mikrodalgada 1 dk ısıttım, ayaklarımın altına koydum. Ancak o an  ayaklarımla yastık arasında ısı alışverişi gerçekleştiğini hissedebildim. Ayaklarımın ısınmasının yanı sıra bütün akşam ayakta kalmanın verdiği o yorgunluğu da silip attı. Ne güzel bir icatmış bu dedim ve paylaşmak istedim. İnternetten araştırdım, kullanan yakın çevreme danıştım. Konuyu özetlemeye çalıştım. Bakalım nasıl faydaları varmış:

Romatizmal ağrılar ile kireçlenmelerden kaynaklanan ağrılarda
Verdiği uzun süreli sıcaklık sayesinde boyun, sırt ve diz ağrılarını hızlı bir şekilde rahatlatmada,
Adet sancılarını ve loğusa sancılarını gidermede,
Bebek yataklarının ısıtılmasında,
Özellikle süt bebeklerinin karın ağrısı ve gazdan kaynaklanan sancılarını hafifletmede,
Soğuk kış akşamlarında yatakların ısıtılmasında,
Üşümüş ayakları ısıtma,
Sezaryan ile doğum sonrasında ameliyat bölgesinin toparlanmasını hızlandırmak, amacıyla
Sıcak yaz günlerinde serinletme amacıyla kullanılmakta, boyuna ve yüze masaj yapılabilmektedir.


VİŞNE ÇEKİRDEĞİNDEN YASTIĞIN KEŞİF SÜRECİ
Vişne çekirdeğinin ısı tutma ve saklama özelliği ilk defa İsviçreli vişne likörü üreticileri tarafından keşfedildi. Likör üreten işçiler çıkardıkları vişne çekirdeklerini temizleyip kuruttuktan sonra küçük bir torbaya doldurarak sobanın üzerinde ısıtıyor, sonra da evlerine dönerken ceplerine koydukları torbalarla ellerini ısıtıyorlardı.Bu İsviçre buluşu kısa sürede Fransızlar tarafından da benimsendi.



NASIL KULLANMALI?
Vişne çekirdeği doldurulmuş yastığı Mikro dalga fırınlarda, 700 W’da– max. 2 dakika, klasik fırınlarda ise orta sıcaklıkta (150-200 derece)15 dakika, ısıtılmalıdır. (Bu sürelere uyulması yastığın kumaşının yanmaması için önemlidir.
Soğuk kompres olarak kullanacağınız zaman buzlukta bir saat bırakın, sonra da soğutulacak bölgeye koyun.

NASIL YAPMALI?
Vişne çekirdeklerini; birkaç gün suyunu değiştirerek suda bekletin. Sonra bir süzgece koyup suyun altında iyice yıkayın. Bir kapta tuzlu su ile 10 dk kısık ateşte kaynatın. Ocaktan aldıktan sonra tekrar ovuşturarak yıkayın. Çekirdeklerin üzerinde vişne parçaları kalmadığından emin olun. Daha sonra temiz bir bez, karton ya da gazetenin  üzerine serin, güneşte iyice kurutun. İstediğiniz büyüklükte %100 pamuklu bir kumaşı dikdörtgen ya da kare şeklinde kesin. Kumaşın arka yüzleri dışa gelecek şekilde kenarlarından dikin. Sonra kumaşı ters çevirin ve içine vişne çekirdeklerini koyun ağız kısmını dikin. Vişne çekirdekli yastığınız hazır.
Not: Yastığı; ıslak ve havasız bırakmamaya özen gösterin. Tamamen doğal malzemeden oluştuğu için uzun süre ıslak ve havasız yerde kalması küflenmeye neden olabilir.

19 Eylül 2011 Pazartesi

ÇİN YEMEĞİ


MALZEMELER

2 adet kemiksiz tavuk göğsü
1 adet çin marulu
200 gr ince doğranmış mantar
200 gr soya filizi
150 gr bambu
3 yemek  kaşık soya sosu
1 adet paprika
1 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı köri
2 tatlı kaşığı buğday nşastası
Sıvı yağ

HAZIRLANIŞI

Bütün malzemeleri  jülyen (uzun ince) doğrayın.Bir tavanın içine 2 yemek kaşığı sıvıyağ koyun ve yüksek ateşte tavukları pişirin.Tavukların kızarmamasına dikkat edin.Piştikten sonra tavukları başka bir kaba alın.Aynı tavada ince doğranmış mantarları pişirin.Mantarlar piştikten sonra ayrı bir kaba aldığınız tavukları da ekleyin.Mantarlarla beraber iyice kızarana kadar kavurun.Mantarlar ve tavuklar iyice kızardıktan sonra hepsini ayrı kaba alın.
Tavaya 2 kaşık sıvıyağ ekleyin ve paprikaları yumuşayana dek pişirin.Paprikalar yumuşadıktan sonra üzerine Çin marulunu ekleyin ve birlikte marulların diriliği gidene kadar ( ki bu yaklaşık 3 dk sürüyor) kavurun.Piştikten sonra marulu ve paprikayı ayrı bir kaba alın.
Bambuları tavaya alın ve 3 dk pişirin.Ardından soya filizini ekleyin.İmkanınız varsa taze soya filizi kullanın.Tazesini kullanırsanız 2 dk,konserve kullanırsanız 4 dk daha pişirmeniz yeterli olacaktır. 


Varsa wok tavasına yoksa büyük ve geniş teflon tavaya bütün malzemeleri koyun.Üzerine baharatları,tuzu ve soya sosunu ekleyip yüksek ateşte 5 dk karıştırarak kavurun.Karıştırma işlemi sırasında iki adet ince tahta kaşık kullanırsanız daha kolay karıştırabilirsiniz.
Soya sosunu çukur kaba dökün üzerine 2 su bardağı soğuk su ve 2 yemek kaşığı buğday nişastası ekleyin ve iyice çırpın.Eğer soya sosunuz koyu kıvamlı ise yemeğe tuz atmayın.En son olarak soya soslu karışımı kavrulan malzemelerin üzerine dökün .Nişasta; kıvamını alana kadar(koyulaşana kadar) karıştırarak pişirin. Bitti bu kadarJAfiyet olsun.

18 Eylül 2011 Pazar

MUTFAĞIMDA MİSAFİR VAR :)


Öncelikle belirtmeliyim ki bu çiçek Emel'imin hediyesi.Çok beğendim ve paylaşmak istedim.
Bu gün teyzem,Emel ve eşimle birlikte Çin yemeği yapmak için mutfağa girdik.Çok güzel ve eğlenceli bir macera yaşadık. Tek başına yemek yapmanın ayrı bir keyfi olduğunu inkar edemem.
Fakat; birlikte hazırlanan bir yemeğin lezzetini hiç bir usta aşçının veremeyeceğini bugün bir kez daha anladım.
Mutfakta vakit geçirdiğin partnerin ya da partnerlerin yemeğe ayrı bir lezzet kattığını düşünüyorum.Yemeğe eli değen herkes kendinden bir lezzet katıyor ve bu lezzeti hiçbir yerden satın almanız mümkün olmuyor.Belki de asıl önemli olan mutfaktaki insanların birbirleriyle olan iletişimi,çalışma uyumu veya görev paylaşımıdır.Ortama renk veren mutfaktakilerin birlikte aynı işi severek yapmasıdır.Durum böyle olunca ortaya lezzetsiz bir yemek koymak nasıl mümkün olabilir ki?


17 Eylül 2011 Cumartesi

PİZZA


MALZEMELER
(Pişirme süresi 45dk.turbo ayarsız fırında)
Bir adet yağlı fırın kağıdı

HAMURU İÇİN:
400 ml ılık süt                                  
400 gr un
1 paket kuru maya

ÜZERİ İÇİN:
Yarım kangal sucuk
3 adet orta boy yeşil biber
1 adet paprika
300 gr kaşar peyniri
150 gr mantar
50 gr mısır
5 adet siyah zeytin
3 adet domates

SOSU İÇİN:

Yarım su bardağı ılık süt
1 yemek kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber


HAZIRLANIŞI:
Derin bir kabın üzerine unu koyun, üzerine toz mayayı serpin, hafif hafif karıştırın. Ilık olan sütü birkaç seferde azar azar ekleyin ve yoğurun. Üzerini hamura değmeyecek şekilde temiz bir ıslak bezle kapatın. Evinizin sıcak bir yerinde bir buçuk saat bekletin. O süre zarfında diğer malzemeleri hazırlayalım.

Sucukları halka halka doğrayın ve bir tabağa alın. Mantarları yukardan aşağı doğru ince dilimler halinde kesin ve bir kaba alın. Domates ve biberleri küçük küpler halinde doğrayın ve ayrı kapları koyun. Kaşar peynirini rendeleyin, bir kaba alın. Zeytinlerin çekirdeklerini çıkarıp küçük küçük doğrayın. Bütün bu hazırladığımız malzemeleri hamurumuz mayalanana kadar bir kenarda bekletelim.

Şimdi sosunu hazırlayalım. Çukur bir kabın içine domates salçası, tuz ve kırmızı pul biberi koyun. Üzerine azar azar süt ekleyin ve devamlı karıştırın.

Hamur mayalandıktan sonra bir fırın tepsisinin içine yağlı kağıt koyun. Üzerine mayalanmış hamuru dökün. Hamur; kulak memesi kıvamında olacağı için elinize yapışacaktır. Avuçlarınızın içini sıvı yağ ile yağlayın. Avuçlarınızla hafifçe bastırarak hamuru tepsiye orantılı şekilde yayın. Sakın sıvı yağ yerine su kullanmayın. Kullanırsanız eğer ki ben o hatayı yaptım. Pizzanın hamuru gerçekten hamur olarak kaldı, üstü yandığı halde hamuru pişmedi maalesef.

Yağlama işi bittikten sonra üzerine hazırladığınız sosu dökün ve eşit oranlı olarak elinizle dağıtın. Sırasıyla önce sucuk sonra, mantar, biberler, zeytin, mısır ve domatesi dizin. Domatesin suyunu sakın ola ki eklemeyin…
Turbo ayarsız fırında 180 derecede 40 dk pişirin. 40 dk sonra üzerine rendelenmiş kaşar peynirlerini koyun 5 dk daha pişirin. Bir mutfak makası ya da bıçak yardımı ile dilimleyip servise sunun. Afiyet olsun.

FETTUCİNİ ALFREDO


MALZEMELER (4 Kişilik)

1 paket Fettucini makarna
2 yemek kaşığı tereyağ
2 kutu krema
1 tatlı kaşığı sarımsak tozu
(ya da 3 diş rendelenmiş sarımsak)
50 gr Parmesan peyniri
Yarım bağ maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tuz
1 kaşık zeytinyağı

HAZIRLANIŞI
Fettücini; kuş yuvası şeklinde uzun bir makarna çeşitidir. Spagettiye göre daha kalındır. Bu yüzden pişirme süresi spagettiye göre daha uzundur. Pişirme süresi olarak paketlerin üzerinde 8-9 dk yazar. Fakat bu süre asla yeterli gelmez. Herkesin damak tadına göre değişebilir bu süre. İtalyanların ''al dente'' kavramı benim damak tadıma hitap etmediği için ben yaklaşık 15 dk pişirdim. Şimdi yapmaya başlayalım isterseniz.
Makarnaları haşlamak için bir tencereye su koyun. İçine tuz ve bir kaşık zeytinyağı koyup kaynatın. Su kaynadıktan sonra makarnaları içine koyun ve arada bir nazikçe karıştırın. Makarnalar haşlanırken diğer tarafta bir tavanın içine tereyağını koyun ve eritin.Yağ eridikten sonra sarımsak tozunu ekleyin. Sarımsağın yanmamasına dikkat edin. Ardından kremayı ekleyin, bir iki dakika pişirdikten sonra karabiber ve ince ince kıyılmış maydanozları ilave edin. Bir iki kez karıştırıp ocaktan alın. Bu sürede pişmiş olan makarnaları bir süzgeç yardımıyla süzün ve sosla karıştırın. Daha sonra servis tabağına alın ve üzerine parmesan peyniri rendeleyin. Parmesan peyniri ne kadar çok olursa yemeğin lezzeti de o oranda artacaktır. Afiyet olsun.


MAKARNA PİŞİRMENİN PÜF NOKTALARI
Makarna pişirildikten sonra musluğun altında yıkanmamalı. Makarna soğuk su sevmez ve etrafındaki nişasta tabakasını yok eder.
Yıkandığı zaman sosla bütünleşmesi engellenmiş oluyor.
Sos başka bir kapta, makarna pişmeden önce hazırlanmalı.
Kremalı soslarda tereyağı kullanılmalı.
Domatesli soslarda zeytinyağı kullanılmalı.
Makarna bol su ile haşlanmalı, ara sıra nazikçe karıştırılmalı.
Haşlama suyu az yağlı ve tuzlu olmalıdır.
Makarna piştikten hemen sonra soslanıp sıcak servis edilmeli, bekletilmemeli.






16 Eylül 2011 Cuma

YEĞENİM İÇİN ALIŞVERİŞ :)

Bugün henüz tanışamadığımız yeğenimiz için ufak tefek alışveriş yaptım.Bebekler için hazırlanan alışveriş reyonları insana tarifi pek mümkün olmayan hisler yaşatıyor.Her şey rengarenk,yumuşak,minicik ve mis gibi pudra kokusuyla dolu.Daha önce hiç dikkat etmemiştim,ama alışveriş mağazasının en güzel reyonu bebeklere özel olarak hazırlananıymış meğer.

Minik kızımız şuan dört aylık.Sanki daha dün doğum haberini almıştık.Minik;ama aile için büyük bir anlamı var.Onun sayesinde çekirdek aileden geniş aileye sahip geçtik. Ailemizin ilk ve tek genç bireyi...Birebir görüşmemize iki aydan az bir zaman kaldı. Çok merak ediyorum.Neyse ki en sevimli ve ele avuca gelen zamanında görebilme şansına sahip olacağız minik kızımızı. Sanırım anneler daha iyi ifade eder bu duyguyu. Hele de nineler ve dedeler... Onlar için torun; kendi evladından daha yakın daha sıcak ve daha daha...oluyormuş. Kaç tane dede ve nine tanıdıysam hepsinin hemfikir olduğu ortak konulardan biri bu. Acaba nasıl bir his,çok merak ediyorum. Ben de nine olunca acaba bu soruyu sorduğumu hatırlayabilecek miyim? Daha önce kaç kişi hayal edebildi torun sahibi olmanın verdiği o duyguyu?
Bir ağacın gövdesi dede ve nine ise; o ağacın meyvesi torun mu oluyor yoksa evlat mı?
Ayrıca nasıl oluyor da torun sevgisi evlat sevgisinin önüne geçebiliyor,çok ilginç...

GÜZ ÇİÇEĞİ

Sevgili arkadaşım
(o kendini biliyor:))),bak bana hediye olarak aldığın çiçeğin neredeyse bütün tomurcukları açtı.Gelinlik kız gibi oldu maşallah(o nasıl oluyorsa artık...)
Bu güzelliği seninle paylaşmak istedim.İnşallah uzun süre daha solmadan kalır.Sonbaharın hızlı bir giriş yaptığı bu mevsime inat ne kadar canlı ve parlak...Çiçeklerin dilinden pek anlamam;gerçi bu çiçek beni hiç üzmedi.Kendi halinde takılıyor.Sorumluluklarının farkında olsa gerek.Belki de yaşamayı öğrenmiştir.
Tekrar tekrar teşekkürlerimi sunuyorum sana...

14 Eylül 2011 Çarşamba

KABAK GRATEN



MALZEMELER

4 adet iri kabak
1 adet tavuk göğsü
250 gr mantar
150 gr kaşar peyniri
Bir tutam kekik, muskat, tuz
1 diş sarımsak rendesi
2 yemek kaşığı sıvıyağ

Beşamel sos için:
1 buçuk yemek kaşığı margarin ya da tereyağı
3 yemek kaşığı un
1 su bardağı süt


HAZIRLANIŞI

Kabakları uzunlamasına ortadan ikiye kesip haşlayın. Kabakların pişip pişmediğini anlamak için çatal batırarak kontrol edin. Pişirdikten sonra soğuk su dolu derin bir kabın içine koyun, biraz ılıdıktan sonra dikkatli bir şekilde fırın kağıdı olan bir fırın tepsisine koyun. İçlerini tatlı kaşığı yardımı ile kayık şeklinde boşaltın.
Diğer taraftan beşamel sosunu hazırlayın. Bunun için bir kaba margarini koyup eritin ve unu ilave edin. Unu yağda biraz kavurduktan sonra sütü yavaşça ilave edip çırpma teli ile hızlı hızlı çırpın. Bu şekilde koyulaşıp kaynayana kadar pişirin.



Sonra tavukları küp küp doğrayın suyunu çekene kadar pişirin. Suyunu çektikten sonra doğranmış mantarları ilave edin, birlikte kavurun. Son olarak baharatlarını ekleyin. Kavrulan mantarlı tavuklu karışımı bir tatlı kaşığı yardımı ile içini boşalttığınız kabaklara yerleştirin. Karışımın üzerini beşamel sos ile kaplayın. En üste rendelenmiş kaşar peynirlerini ekleyin ve fırına koyun. 160 derecede üzerleri kızarana dek pişirin. Afiyet olsun.

13 Eylül 2011 Salı

ZEYTİNYAĞLI BÖRÜLCE


MALZEMELER
500 gr börülce
2 adet küçük boy patates
1 adet büyük boy soğan
2 yemek kaşığı domates salçası
Bir tutam kekik
1 adet defne yaprağı
Tuz,karabiber,zeytinyağı
HAZIRLANIŞI
Börülceler bi adet defne yaprağı ile bir kapta rengi değişene kadar pişirilir.Sonra suyu süzülür.Soğanlar ince ince doğranır.Patatesler küp seklinde kesilir.Bir tencereye zeytinyağı konur.Yağ biraz ısınınca soğanlar ilave edilir ve patates eklenir.Soğanların rengi değişince salça konulur,karıştırılır.Sonra börülceler konur ve bir iki dakika birlikte pişirilir.Üzerine bir su bardağı su ve baharatlar ilave edilir.Kaynadıktıktan sonra kısık ateşte yarım saat pişirilir.
Arzu edilirse et bulyonla da pişirilebilir. 

FİNCANDA CEVİZLİ TEL KADAYIF


MALZEMELER
500 gr kadayıf
250 gr tereyağ veya margarin
1 su bardağı dövülmüş ceviz

ŞERBET

4 su bardağı şeker
3 su bardağı su
1 kaşık limon suyu
1 çay kaşığı tarçın

HAZIRLANIŞI

Bir kapta şeker, su, limon suyu kaynatılır ve soğumaya bırakılır.Kadayıf geniş bir kaba alınır,üzerine eritilmiş tereyağ ılık olarak dökülür.Yağlı kadayıf iyice ovalanır ve iyice didiklenir.Ağzı yayvan bir Türk kahvesi fincanına,kadayıftan bir parça konularak parmakla sıkıştırılır.Üzerine bir miktar ceviz içi konulur.Tekrar kadayıf konularak iyice sıkıştırılır.Hazırlanan kadayıflar,yağlanmış tepsiye ters çevrilerek aralıksız olarak dizilir.

Fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Fırından çıkarıldıktan sonra kadayıfların üzerine ılık şerbet gezdirilir. Şerbeti çektikten sonra servise sunabilirsiniz.

PİLAV YAPARKEN



Pirinci önce sıcak ve tuzlu suda bir saat bekletin. Pişirmeden önce suyunu süzün, nişastası gidene dek suyla yıkayın.Genel olarak bir ölçü pirince bir buçuk ölçü su yeterli gelmektedir. Pirincin parlak ve beyaz olması için içine bir küp şeker atın ve bir çay kaşığı limon sıkın.

Güzel bir pilav için tereyağı kaçınılmazdır. Biraz da sıvı yağ ile pirinçleri iyice kavurun. Ekleyeceğiniz su mutlaka sıcak olsun. Suyunu çektikten sonra ocaktan alın ve tencerenin ağzını bir bezle kapatıp on beş dakika dinlendirin. Afiyet olsun.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...